awfully

There's something inside me, Tommy, something awful and dangerous, and now I've let it out.

İçimde bir şey var Tommy! Korkunç ve tehlikeli bir şey! Ve çıkmasına izin veriyorum!

There's just so much right now, and it's beautiful, and it's big. It's so big, it's kind of awful too. But beautiful.

Şu an o kadar çok şey oluyor ki, ve çok güzel bu, ve büyük ama o kadar büyük ki biraz korkunç, ama güzel.

I done something terrible awful to that woman, and now she know what I done.

O kadına korkunç bir şey yaptım ve şu an ne yaptığımı biliyor.

I am awful sorry to bother you at this hour, but, Kurt, I have to ask you something.

Seni bu saatte rahatsız ettiğim için çok özür dilerim ama, Kurt, sana bir şey sormam gerek.

Look. I know this is awful. But this is not our fault.

Bak, biliyorum bu korkunç bir şey ama bizim suçumuz değil!

I don't think anything but I heard an awful fight in there a while ago.

Bir şey düşünmüyorum, ama bir süre önce çok kötü kavga ettiklerini duydum.

Something awful happened to me and I don't even know what it was.

Başıma kötü bir şey geldi ve ben bunun ne olduğunu bile bilmiyorum.

Something awful is happening out there and it might be my fault.

Dışarda çok kötü şeyler oluyor, ve bu benim hatam olabilir.

Awfully sorry to be bothering you again, but I think something really is happening!

Tekrar rahatsız ettiğim için çok üzgünüm ama sanırım gerçekten bir şeyler oluyor!

There was blood and fire and thunder and something awful was moving in the middle of it.

Kan, ateş ve şimşek vardı. Ve tam ortasında da korkunç bir şey hareket ediyordu.