English-Turkish translations for awkward:

garip · tuhaf · uygunsuz · zor · beceriksiz · utandırıcı · sakar · biçimsiz · ters · other translations

awkward garip

Now I know this must be awkward for you because it's incredibly awkward for me, but I

Şimdi bu sizin için zor olmalı biliyorum inanılmaz çünkü Benim için garip, ama ben. .

Okay, this isn't awkward at all.

Tamam, bu hiç garip değil.

This is awkward because you weren't invited.

Bu biraz garip olacak çünkü sen davetli değilsin.

Click to see more example sentences
awkward tuhaf

This is really awkward, isn't it?

Bu gerçekten tuhaf, değil mi?

What an excellent and awkward idea.

Ne harika ve ne tuhaf bir fikir.

That is awkward, isn't it.

Bu biraz tuhaf, öyle değil mi?

Click to see more example sentences
awkward uygunsuz

No, it's not awkward, actually, because it's not true.

Hayır, uygunsuz bir durum yok. Çünkü bu gerçek değil.

Please, Mrs. Hamilton, this is very awkward for me.

Lütfen, Bayan Hamilton, bu benim için uygunsuz bir durum.

Madison, this is a little awkward for me.

Madison, bu benim için çok uygunsuz bir durum.

Click to see more example sentences
awkward zor

Now I know this must be awkward for you because it's incredibly awkward for me, but I

Şimdi bu sizin için zor olmalı biliyorum inanılmaz çünkü Benim için garip, ama ben. .

Why would it be awkward for me?

Neden benim için zor olurdu?

Okay, I guess this does have to be awkward.

Tamam, sanırım bu durum biçimsiz olmak zorunda.

Click to see more example sentences
awkward beceriksiz

He's a proud man and you put him in an awkward position.

O gururlu bir adam ve sen onu beceriksiz bir konuma sokuyorsun.

This is most awkward, but

Bu en beceriksiz, fakat..

He's awkward and he's clumsy, like me.

Sakar ve beceriksiz. Tıpkı benim gibi.

Click to see more example sentences
awkward utandırıcı

Hey, look, this is just as awkward for me as it is for you, okay?

Hey, bak bu sana olduğu kadar benim için de utandırıcı bir olay, tamam mı?

Oh, yeah, that's not an awkward breakfast.

Oh, evet, hiç de utandırıcı bir kahvaltı değil.

It's awkward for me too.

Bu benim için de utandırıcı.

Click to see more example sentences
awkward sakar

He's awkward and he's clumsy, like me.

Sakar ve beceriksiz. Tıpkı benim gibi.

Nature made me scrawny and weird-looking, awkward and pale.

Doğa beni sıska, garip görünüşlü, sakar ve solgun yapmış.

awkward biçimsiz

Okay, I guess this does have to be awkward.

Tamam, sanırım bu durum biçimsiz olmak zorunda.

That awkward movement.

Şu biçimsiz hareket.

awkward ters

Look, I know it's a little awkward.

Bak, biliyorum biraz ters bir durum.