English-Turkish translations for back:

gerilemek, geri, geride, geriye · arkadaki, arkaya, arka, arkada · geri geri gitmek, geri gitmek · önce · almak · yine · sırt · eski · bek · uzak · arka taraf · geriye doğru · yardım etmek · arkasında olan · kıç · arka olmak · yedek · arka çıkmak · geçmişte · desteklemek · bel · destek olmak · kabul etmek · geriye sürmek · art · önceki · geriye doğru giden · belkemiği · arkaya doğru olan · eski dergi · tarafını tutmak · tekne · vazgeçmek · other translations

back gerilemek, geri, geride, geriye

Yes, but I only go for a night or two at a time, and I always come back.

Ben yalnızca bir ve ya iki gece için gidiyorum.. hem her zaman da geri geliyorum.

Hey, come back here!

Hey, buraya geri gel!

I think he's back, like we are.

Sanırım o da bizim gibi geri döndü.

Click to see more example sentences
back arkadaki, arkaya, arka, arkada

There's another one. It's out the back.

başka bir tane daha var, dışarıda, arkada.

Go back and sit down.

Arkaya git ve otur.

Now run and don't look back.

Şimdi koş ve sakın arkana bakma.

Click to see more example sentences
back geri geri gitmek, geri gitmek

Yes, but I only go for a night or two at a time, and I always come back.

Ben yalnızca bir ve ya iki gece için gidiyorum.. hem her zaman da geri geliyorum.

Go, take your things and don't come back.

Git, eşyalarını al ve bir daha geri gelme.

That money will go back with me as it is.

Bu para benimle birlikte olduğu gibi geri gidecek.

Click to see more example sentences
back önce

You know, a few years back, my friend and business partner came to me and said,

Biliyorsunuz, birkaç sene önce, arkadaşım ve partnerim bana geldi ve dedi ki,

A couple years back a kid came to me the same way.

Bir kaç yıl önce bir çocuk aynı senin gibi yanıma geldi.

A couple years back, my cousin Joey turned into a Korean girl named Nancy.

Birkaç yıl önce kuzenim Joey, Nancy adında Koreli bir kıza dönüştü.

Click to see more example sentences
back almak

Look, we have five hours to get this movie back, and that may seem impossible, but not for us.

Bakın, bu filmi geri almak için beş saatimiz var bu imkansız gibi görünebilir, ama bizim için değil.

I just got back to work.

Ben sadece işe geri aldım.

I take it back. Okay?

Geri alıyorum, tamam mı?

Click to see more example sentences
back yine

Please come back tomorrow.

Yarın yine gel lütfen.

Come back in two days.

İki gün sonra yine gel.

But she did come back.

Ama kız yine geldi.

Click to see more example sentences
back sırt

You want a little something for your back?

Sırtın için küçük bir şeyler ister misin?

It's actually better for your back.

Böylesi aslında sırtın için daha iyi.

Two months ago he had back pain.

İki ay önce sırt ağrısı olmuş.

Click to see more example sentences
back eski

We'll go back one day and everything will be like it used to.

Bir gün geri döneceğiz ve her şey eskisi gibi olacak.

Great to have the old team back together!

Ne güzel, eski takım tekrar bir arada!

This school is bringing back an old tradition.

Bu okul eski bir geleneği geri getiriyor.

Click to see more example sentences
back bek

No, wait, wait, go back.

Hayır, bekle, bekle, geri git.

Listen, wait here, and I'll be back in a minute:

Dinle, burada bekle, ben bir dakika içinde dönerim.

Go back and wait for them.

O zaman git ve onları bekle.

Click to see more example sentences
back uzak

Oh, good! Good work. Now go back out there and keep them away from here.

Tanrım, iyi! iyi iş. şimdi dışarı çık ve onları buradan uzak tut.

Back away from me, man.

Benden uzak dur, dostum.

That's simple: you'll die, so keep them back.

Çok basit: ölürsün o yüzden onları uzak tut.

Click to see more example sentences
back arka taraf

Now is there anything in the back?

Arka tarafta bir şey var mı?

Yeah, she's in back. Do me one small favor,

Evet, arka tarafta. bana küçük bir iyilik yap

There's somebody back there.

Arka tarafta biri var.

Click to see more example sentences
back geriye doğru

I don't wanna go back either but it just doesn't feel right.

Ben de geri dönmek istemiyorum ama bu pek doğru gelmiyor.

That's right, you're back.

Evet, doğru, geri döndün.

That's right It's coming back now

Bu doğru Şimdi geri gelelim.

Click to see more example sentences
back yardım etmek

Come back and help me!

Geri gel ve bana yardım et!

The important thing is you came back to help me.

Önemli olan bana yardım etmek için geri dönmen.

I came back to help.

Yardım etmek için geldim.

Click to see more example sentences
back arkasında olan

No, no, no, that's the back door!

Hayır, hayır, hayır o arka kapı.

So, she turned her back on me and left

Ve o bana arkasını döndü ve gitti.

Yeah, but nobody's got his back.

Evet, ama kimse onun arkasında değil.

Click to see more example sentences
back kıç

Get your boney arse back here.

Kemikli kıçını al da, geri dön.

Bring your ass back here.

Kıçını buraya geri getir.

You get your ass back home now!

Kıçını kaldırıp hemen eve geri dön!

Click to see more example sentences
back arka olmak

No matter what happens you stay back and quiet.

Ne olursa olsun arkada kalıp, sessiz ol.

Back door! Careful. He's got a gun.

Arka kapı! dikkatli ol silahı var.

One car, one agent in the back.

Bir araba, arkada bir ajan olacak.

Click to see more example sentences
back yedek

I was, but Mom couldn't make it and Dad's back-up plan was tacos and tequila, so

Öyleydi ama annem gelemedi babamın yedek planı da taco ve tekila bu yüzden..,

I got a brand-new timer plus a back-up power source.

Yeni bir kronometre aldım, ayrıca yedek güç kaynağımız da var.

So the mayor and the sheriff never contemplated a back-up plan, Liz?

Yani başkan ve şerif hiç yedek bir plan tasarlamadılar mı, Liz?

Click to see more example sentences
back arka çıkmak

Come on, back me up, Mom.

Haydi, bana arka çık, anne.

Is there a back exit?

Arka çıkış var mı?

ls there a back exit?

Arkada bir çıkış var mı?

Click to see more example sentences
back geçmişte

Sort of takes me back, this, you and me.

Bu beni geçmişe götürdü. Sen ve ben.

Do a background check and get back to me.

Bir geçmiş kontrolü yap, ve bana dön.

Anger and resentment won't bring back the past.

Kızgınlık ve öfke sana geçmişi geri getirmez.

Click to see more example sentences
back desteklemek

There's no scientific evidence to back that up, dad.

Bunu destekleyecek bilimsel bir kanıt yok, baba.

Because China is backing you.

Çünkü sizi Çin destekliyor.

Whoever Winkowski supports, every superdelegate backed by Ford and Chrysler follows.

Winkowski kimi destekliyorsa, her delegeye Ford ve Chrysler takipçileri tarafından arka çıkılır.

Click to see more example sentences
back bel

Another murder, a little old lady with her back broken.

Bir cinayet daha, beli kırılmış yaşlı küçük bir bayan.

Belle, please, come back!

Belle, lütfen geri gel!

Clearly not going back there.

Belli ki, oraya geri dönmeyeceksin.

Click to see more example sentences
back destek olmak

Please back me up.

Lütfen bana destek ol.

Seth, back me up, please.

Seth, lütfen bana destek ol.

Thank you for backing me up today.

Bugün bana destek olduğun için sağ ol.

Click to see more example sentences
back kabul etmek

You must take him back! it's his only hope!

Onu geri kabul etmelisin! Bu onun tek umudu!

You know, I wouldn't take him back yet.

Biliyor musun, ben onu geri kabul etmezdim.

Alan would never take me back.

Alan beni asla geri kabul etmez.

Click to see more example sentences
back geriye sürmek

He's come back, but not for long.

Geri döndü ama uzun süreliğine değil.

Stand back because this is gonna take some time.

Geri çekilin, çünkü bu biraz daha sürecek.

She'll come back, like a long lost child.

Geri gelecek, uzun süredir kayıp bir çocuk gibi.

Click to see more example sentences
back art

Hey, Art, come back.

Hey Art buraya gel.

Your boss's car is still here, And the back door was wide open.

Patronunun arabası hâlâ burada ve arka kapı ardına kadar açıktı.

That's just a residual sir Please stand back

Bu sadece arta kalan bayım. Lütfen geri çekil.

Click to see more example sentences
back önceki

Well, somehow, it reminds me of a radical group a few years back.

Her nedense bana, birkaç yıl önceki radikal bir grubu hatırlatıyor.

Reminds me of a case a few years back.

Bana birkaç yıl önceki bir davayı hatırlattı.

No matter what happens the previous week, you both come back.

Önceki hafta ne olursa olsun, ikiniz de tekrar geldiniz.

Click to see more example sentences
back geriye doğru giden

You go straight there and back again.

Şimdi doğru oraya git ve geri gel.

It went to the door and back.

Kapıya doğru gitti ve geri geldi.

We must go forward. Not back.

İleri doğru gitmeliyiz, geri değil.

Click to see more example sentences
back belkemiği

large eyes, thick skin, strong back.

Büyük gözler, kalın deri, güçlü belkemiği.

back arkaya doğru olan

He's got direct access, highest levels, back door, no names, no records.

O, doğrudan erişim var en üst düzeyde, arka kapı, isim, hayır kaydeder.

back eski dergi

Just some blood and hair samples Two fingerprints, And a back issue of a quilting magazine.

Sadece biraz kan ve bir kaç tutam saç iki parmak izi ve "Yorgan" dergisinin eski sayıları.

back tarafını tutmak

Captain, hold these people back.

Yüzbaşı, bu insanları arka tarafta tut.

back tekne

Maybe the boat just drifted back.

Belki de tekne akıntıyla sürüklendi.

back vazgeçmek

We figured if latnok couldn'tfind him they couldn'tconvince him to come back.

Eğer Latnok onu bulamazsa geri dönmeye ikna etmekten vazgeçer diye düşündük.