English-Turkish translations for badly:

kötü · çok · fena · berbat · ağır · fena halde · acil · other translations

badly kötü

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Yeah, but it's not always that bad.

Evet ama hep böyle kötü değil.

Because Because I am a bad man.

Çünkü çünkü ben kötü bir adamım.

Click to see more example sentences
badly çok

That's too bad because there's something I have to tell you.

Çok kötü. Çünkü sana söylemek zorunda olduğum bir şey var.

The thing is it's not bad, is it?

Olay şu ki bu çok kötü değil, değil mi?

That's That's too bad.

Bu, bu, çok kötü.

Click to see more example sentences
badly fena

Maybe not so good, but not so bad.

Belki o kadar iyi değil, ama fena değil.

Last night was not bad.

Dün gece fena değildi.

But it's not a bad idea.

Aslında hiç fena fikir değil.

Click to see more example sentences
badly berbat

And then The night wasn't so bad anymore.

Ve o gece artık o kadar da berbat değildi.

That was a bad idea to write a play for kids!

Çocuklar için böyle bir oyun yazmak berbat bir fikir!

It's bad for the department and for you.

Departman ve senin için berbat bir şey.

Click to see more example sentences
badly ağır

My father's badly wounded, and I'm no soldier.

Babam ağır yaralı ve ben asker değilim.

No, but she's badly wounded.

Hayır, ama ağır yaralandı.

One of 'em badly wounded.

Bir tanesi ağır yaralı.

Click to see more example sentences
badly fena halde

Guess there's two bodies inside, both of them pretty badly burned.

Sanırım içeride iki ceset var. İkisi de fena halde yanmış.

The car was pretty badly damaged.

Araba fena halde hasar görmüş.

And your hands are shaking badly.

Ve ellerin fena halde titriyor.

Click to see more example sentences
badly acil

Madam, please, send a car, we have an emergency here, a girl that feels very bad.

Hanımefendi, lütfen ambülans gönderin. Burada acil bir durum var, bir kız kendini kötü hissediyor.

Look, there's been an emergency, a man's hurt very badly.

Acil bir durum var. Bir adam çok fena yaralandı.

Here everybody's got a bad habit: Everything's urgent.

Burada herkesin kötü bir alışkanlığı var; Herşey acil.