English-Turkish translations for bag:

çanta, çantalı · torbalı, torba · poşet · çantanın içindekiler · paket · çuval · tulum · çantaya koymak · çalmak · bavul · kese · el çantası · yakalamak · torbaya koymak · öldürmek · valiz · cep · çantada keklik · sepet · yürütmek · şişirmek · other translations

We also found translations for word bağ in Turkish.

bag çanta, çantalı

And everything in this bag, it's all stuff that could be part of something bigger.

Bu çantadaki her şey, tüm malzemeler daha büyük bir şeyin parçası olabilir.

Yes, there's a bomb in the bag.

Evet, çantanın içinde bir bomba var.

You're going back in a bag.

Sen bir çantada geri gidiyorsun.

Click to see more example sentences
bag torbalı, torba

And three weeks ago, we found another bag like this one.

Ve üç hafta önce, bunun gibi bir torba daha bulduk.

That bag looks a little small.

O torba biraz küçük görünüyor.

Yo, give me that bag.

O torbayı bana ver.

Click to see more example sentences
bag poşet

June and I started digging and after a bit June said she'd found something and pulled out a plastic bag.

June ve be kazmaya başladık. Bir süre sonra.. June bir şey bulduğunu söyledi ve plastik bir poşet çekti.

Do you want a separate bag for that?

Bunu için ayrı bir poşet ister misiniz?

You know what, Mr. Bag?

Biliyor musun Bay Poşet?

Click to see more example sentences
bag çantanın içindekiler

Yeah, well, there's something in that bag.

Evet, o çantanın içinde bir şeyler var.

Inside, there's a little black bag.

İçinde, küçük siyah bir çanta vardı.

Yes, there's a bomb in the bag.

Evet, çantanın içinde bir bomba var.

Click to see more example sentences
bag paket

Buddy, do me a favor, bag that for me?

Buddy, bana bir iyilik yap, paketle onu.

And a bag of ice.

Ve Bir paket buz.

And you're carrying a wasted girl and a bag of fertilizer.

Ve sen yarı-baygın bir kız ve bir paket gübre tasıyorsun.

Click to see more example sentences
bag çuval

Now, I'm just a monk, but I'd say three bags of rice at least.

Ben sadece bir keşişim ama en azından üç çuval pirinç eder.

Hand me that bag.

O çuvalı bana ver.

This is my husband, Crap Bag.

Bu Bu kocam Gübre Çuvalı.

Click to see more example sentences
bag tulum

And there's some food and a sleeping bag.

Ve biraz yemek ve uyku tulumu var.

Okay, well, I can maybe grab a sleeping bag or

Tamam, şey, belki bir uyku tulumu alıp.. .

Like a sleeping bag?

Uyku tulumu gibi mi?

Click to see more example sentences
bag çantaya koymak

Put the bag down right here.

Çantayı yere koy, tam buraya.

Put this bag someplace safe.

Bu çantayı güvenli bir yere koy.

Put down that bag.

Koy o çantayı yere.

Click to see more example sentences
bag çalmak

Some days ago, someone stole a bag.

Birkaç gün önce biri bir çanta çaldı.

That kid stole my bag!

Şu çocuk çantamı çaldı!

This lady stole my hockey bag!

Bu bayan hokey çantamı çaldı!

Click to see more example sentences
bag bavul

It's a very important bag.

Bu çok önemli bir bavul.

Ed, grab the bag and run!

Ed, bavulu kap ve kaç!

Also, there's a suitcase and a leather bag.

Ayrıca, bir bavul ve bir de deri çantaları var.

Click to see more example sentences
bag kese

It's a small brown paper bag, Ma.

Küçük, kahverengi bir kese kâğıdı anne!

For a nickel you got two movies, a cartoon, a bag of popcorn and a whipping.

Beş sente iki film, bir çizgi film, bir kese patlamış ve bir tane de kırbaç oluyordu.

There was a gun in there, too, and a little bag of these weird-looking bullets.

İçinde silah da vardı. Ve içinde garip kurşunlar olan küçük bir kese.

Click to see more example sentences
bag el çantası

Oh, and he was carrying a small, black bag.

Elinde de küçük, siyah bir çanta vardı.

She's got this bank bag.

Elinde bu banka çantası var.

He's got a medical bag.

Elinde bir ilaç çantası var.

Click to see more example sentences
bag yakalamak

But there was a kid, Bag-and-tag of three to four years ago.

Ama üç ya da dört yıl önce yakaladığım bir çocuk vardı.

We've bagged a big one this time!

Bu defa büyük bir şey yakaladık!

This time we bagged him.

Bu defa yakaladık onu!

Click to see more example sentences
bag torbaya koymak

And also, like, a bag, some sort of bag to put these in.

Ve bir de poşet ya da bunları koymak için bir çeşit torba.

Put the bag down and stop!

Torbayı yere koy ve dur.

What about a plastic bag?

Plastik bir torbaya koy.

Click to see more example sentences
bag öldürmek

the bag and killed her.

Çanta için kızı öldürdü.

A witch dagger to kill, a moonstone to see, and a medicine bag to be unseen.

Öldürmek için bir hançer, görmek için bir aytaşı ve görünmemek için de bir ilaç torbası.

How many kids have died because of dry-cleaning bags?

Kaç tane çocuk kuru temizleme poşeti yüzünden öldü?

Click to see more example sentences
bag valiz

Two or three bags.

İki ya da üç valiz.

It holds a tuba, a suitcase a dead dog and a garment bag almost perfectly.

İçine bir tuba, bir valiz, ölü bir köpek ve bir de giysi çantası rahatlıkla sığıyor.

This the last of the bags, Mr. Hunter?

Son valiz bu mu, Bay Hunter? Evet.

Click to see more example sentences
bag cep

Some boots, a cell phone it was a bag of stuff.

Çizme, bir cep telefonu Bir çanta dolusu malzeme işte.

How do a frozen hand and a bagged cell phone disappear from your evidence locker?

Donmuş bir el ve paketlenmiş bir cep telefonu kanıt odandan nasıl kayboluyor?

My bag, cell phone Wallet

Çantam, cep telefonum, cüzdanım

Click to see more example sentences
bag çantada keklik

Another day like this, and that scare record's in the bag.

Böyle bir gün daha ve korkutma rekoru çantada keklik demektir.

This injunction is in the bag.

Bu mahkeme emri çantada keklik.

Primary's in the bag, Mac.

İlk seçim çantada keklik, Mac.

bag sepet

And maybe some big laundry bags.

Ve belki biraz büyük çamaşır sepeti.

Kitty, look, we saw that little hand signal, bag-switch thing.

Kitty, bak, şu küçük el işaretini gördük, ve sepet değiştirmeni.

bag yürütmek

You turned me into a walking air-sickness bag.

Sen beni yürüyen bir kusmuk torbasına çevirdin?

A bag-snatching, purse-pilfering, wallet-lifting sneak thief!

Kapkaççı, çanta arakçısı, cüzdan yürüten bir hırsız.

bag şişirmek

What's in the bag, your blow-up doll?

Çantada ne var, şişme kadının mı?