English-Turkish translations for bar:

bars, bar · barı · barda · barın · parmaklık · çubuk · bardan · kalıp · büfe · dışında · külçe · -den başka · baro · çizgi · parça · gofret · çıta · kapatmak · kol · engel · barmen · other translations

We also found translations for word bar in Turkish.

bar bars, bar

More like another job. Until the insurance comes through, the bar is closed.

Daha başka bir gibi. sigorta yoluyla gelene kadar bar kapandı.

There's a full bar.

Orada dolu bir bar var.

That's a bar.

Orası bir bar.

Click to see more example sentences
bar barı

What is this, some kind of gay bar?

Bu da ne, bir tür gay barı mı?

Maybe he's got a favorite bar or restaurant.

Belki gözde bir barı ya da restoranı vardır.

It's a big old lesbian bar.

Büyük ve eski bir lezbiyen barı.

Click to see more example sentences
bar barda

What, you mean since a month ago when you left her in a bar?

Ne, yani bir ay önce onu bir barda unuttuğundan beri mi?

Maybe something went down at that bar and Derek got killed.

Belki de o barda bir şeyler oldu ve Derek öldürüldü.

But there's this third guy at the bar,

Ama barda üçüncü bir adam daha varmış

Click to see more example sentences
bar barın

I saw them outside the bar and thought it was a bad sign.

Barın dışında onları gördüm ve bunun kötü bir işaret olduğunu düşündüm.

There's a big fish tank behind the bar with one little fish.

Orada barın arkasında büyük bir akvaryumda küçük bir balık var.

Right outside this bar.

Bu barın hemen dışında.

Click to see more example sentences
bar parmaklık

You will be behind bars soon and you wanna hear the best part?

Yakında parmaklıklar ardında olacaksın ve en iyi kısmı duymak ister misin?

Thank you for thinking of me, even behind bars.

Beni düşündüğün için sağ ol parmaklıkların arkasında bile.

And that's why he's behind bars as we speak.

Bu yüzden de biz konuşurken parmaklıkların ardında.

Click to see more example sentences
bar çubuk

Give me that bar, Frank.

Şu çubuğu bana ver Frank.

Now, hold this bar, and try this

Bu çubuğu tut şimdi ve şunu dene

Signal flares, first aid, some rope, blankets and a couple of protein bars.

İşaret fişekleri, ilk yardım kiti, biraz halat, battaniyeler ve bir çift protein çubuğu.

Click to see more example sentences
bar bardan

Right, girls, let's get a drink at the bar.

Tamam kızlar. Hadi bardan bir şey alalım.

After she left the bar, he followed her.

Kız bardan ayrıldıktan sonra onu takip etti.

I actually. I picked up a man in that bar once.

Aslında ben bir keresinde o bardan bir adam kaldırmıştım.

Click to see more example sentences
bar kalıp

The first thing the Colonel taught me. Always carry a bar of soap.

Albayın bana öğrettiği ilk şey her zaman bir kalıp sabun taşı.

Ladies and gentlemen this is a bar of soap.

Bayanlar ve baylar bu gördüğünüz bir kalıp sabundur.

Grab a sock and a bar of soap, and meet us at the park!

Bir çorap ve bir kalıp sabun al ve bizimle parkta buluş!

Click to see more example sentences
bar büfe

Isn't there there's an open bar, right?

Orada açık büfe var, değil mi?

I'm just here to watch and enjoy the open bar.

Sadece izlemek için buradayım ve açık büfe için.

There's a great juice bar here.

Burada harika bir büfe var.

Click to see more example sentences
bar dışında

I saw them outside the bar and thought it was a bad sign.

Barın dışında onları gördüm ve bunun kötü bir işaret olduğunu düşündüm.

Right outside this bar.

Bu barın hemen dışında.

Is just another bar, except without chicks.

Bu sadece bir bar, hatunların olmaması dışında.

Click to see more example sentences
bar külçe

Two gold bars for Agent Andy and two gold bars for my good friend, Inspector Valenza.

İki külçe altın Ajan Andy'e ve iki külçe altın da arkadaşım, Dedektif Valenza'ya.

I found two large pearls and a bar of gold." Ray, I'm coming in.

İki büyük inci ve bir külçe altın buldum!" Ray, içeri geliyorum.

And silver bars.

Ve gümüş külçeler.

Click to see more example sentences
bar -den başka

More like another job. Until the insurance comes through, the bar is closed.

Daha başka bir gibi. sigorta yoluyla gelene kadar bar kapandı.

All right, we'll find another bar.

Tamam başka bir bar buluruz.

Anything else? BAR No, thank you.

Başka bir şey? Hayır, sağ olun.

Click to see more example sentences
bar baro

I know, Bruiser, but look, man, the bar exam is next week, all right?

Biliyorum, Bruiser, fakat bak, adamım baro sınavı gelecek hafta, tamam mı?

The bar's Attorney Compliance and Disciplinary Board.

Baro'nun Avukat Uyum ve Disiplin Kurulu ile.

Adele Louise Stanton has passed the State Bar Examination.

Adele Louise Stanton, Eyalet Baro sınavını geçti.

Click to see more example sentences
bar çizgi

I only have three bars.

Sadece üç çizgi şarjım var.

What's two bars mean?

İki çizgi ne demek?

I got two bars. Three bars.

İki çizgi var, üç çizgi.

Click to see more example sentences
bar parça

First if you do go into a bar, order a cup of coffee and a piece of pie.

İlk olarak eğer bara gidersen bir fincan kahve ve bir parça pasta sipariş et.

I got a job here for your "best friend," the bar rag.

En iyi arkadaşın bez parçası için burada bir buldum.

Brian the Lion, a bar rag?

Bez parçası Aslan Brian mı?

bar gofret

Yeah, protein bars, And this powdered stuff.

Evet, protein gofretleri ve bu toz şeyler

I got a muscle triplicator bar.

Bende kas güçlendirici gofret var.

That's Good-able Energy Bar commercial.

Yani Good-able Gofret reklamımız.

bar çıta

Pretty high bar we set.

Oldukça yüksek bir çıta.

It's a pretty high bar for a wife-killer.

katili için ise oldukça yüksek bir çıta.

bar kapatmak

Sheriff Napier. What brings you to a closed-down bar?

Şerif Napier, hangi rüzgâr sizi kapatılmış bir bara attı?

bar kol

Bar-B-Q chicken sandwich, baked potato plain, with a medium Coke.

Barbekü tavuk sandviç, fırında patates ve orta kola.

bar engel

Mentally handicapped child in a gay bar.

Gay barda zihinsel engelli bir çocuk.

bar barmen

That baby's ready to tend bar.

O bebek barmen olmaya hazır.