English-Turkish translations for bargain:

pazarlık · pazarlık etmek · anlaşma · kelepir · şey · other translations

bargain pazarlık

That's why I gave you so much information something to bargain with.

Bu yüzden sana bu kadar çok bilgi verdim, pazarlık yapabileceğim bir şey.

Anger, denial, bargaining, depression and acceptance.

Öfke, inkar, pazarlık, depresyon, kabullenme.

It's a bargain offer!

Bu bir pazarlık teklifi!

Click to see more example sentences
bargain pazarlık etmek

But now, Chief Red Bear, he ain't an easy man to bargain with.

Ama Şef Kırmızı Ayı pazarlık etmek için kolay bir adam değildir.

They offered me a plea bargain.

Bana bir pazarlık teklif ettiler.

Yes, but he's bargaining.

Evet ama pazarlık ediyor.

Click to see more example sentences
bargain anlaşma

They offered a very reasonable plea bargain, but the priest turned it down.

Onlar çok mantıklı bir anlaşma teklif ettiler ama papaz geri çevirdi.

I offer you a better bargain than I got.

Ben size daha iyi bir anlaşma öneriyorum.

Yes. We made a bargain.

Evet, bir anlaşma yaptık.

Click to see more example sentences
bargain kelepir

A real bargain.

Tam bir kelepir.

It's an absolute bargain.

Kesinlikle, tam bir kelepir.

It's a bargain Tell everyone

Bu kelepir. Herkese söyle.

Click to see more example sentences
bargain şey

That's why I gave you so much information something to bargain with.

Bu yüzden sana bu kadar çok bilgi verdim, pazarlık yapabileceğim bir şey.

Then we'll have nothing to bargain with Ray-Ray for the money.

Sonra biz pazarlık bir şey olacak Ray-Ray ile para için.

Finally have something to bargain with.

Sonuçta pazarlık için elimde bir şeyler var.

Click to see more example sentences