English-Turkish translations for bark:

havlama · kabuk · havlamak · ağaç kabuğu · bağırmak · hav · other translations

bark havlama

All of Washington starts barking.

Tüm Washington havlamaya başlar.

One DEA gets shot, all of Washington starts barking.

Bir Narkotik ajanı vurulur. Tüm Washington havlamaya başlar.

Muff began to bark, so he threw him out the window.

Muff havlamaya başladı, o da onu pencereden dışarı attı.

Click to see more example sentences
bark kabuk

Madrona bark a tree almost non-existent on the east coast, but this bark was peeled recently.

Kocayemiş ağacından bir kabuk; bu ağaç doğu kıyısında neredeyse hiç yok fakat bu kabuk yeni soyulmuş.

Gingerbread house, talking reindeer, peppermint bark

Zencefil evi, Konuşan geyik, Nane kabuğu..

Organic matter bark

Organik bir madde, kabuk.

Click to see more example sentences
bark havlamak

Okay, Diggs, no barking, no drooling and definitely no chasing my colleagues.

Tamam Diggs, havlamak yok, salya akıtmak yok ve kesinlikle meslektaşlarımı kovalamak yok.

But sometimes even the best bloodhound barks up the wrong tree.

Ama bazen en kaliteli köpek bile yanlış ağaca havlar.

The dog barks, comes one step nearer.

Köpek havlar. Bir adım yakına gelir.

Click to see more example sentences
bark ağaç kabuğu

Madrona bark a tree almost non-existent on the east coast, but this bark was peeled recently.

Kocayemiş ağacından bir kabuk; bu ağaç doğu kıyısında neredeyse hiç yok fakat bu kabuk yeni soyulmuş.

It's not bark or sand or anything?

Ağaç kabuğu ya da kum olmasın?

Get some fresh bark.

Taze ağaç kabuğu getir.

Click to see more example sentences
bark bağırmak

Jackie, that wasn't barking.

Jackie, bu bağırmak değildi.

This is barking!

İşte bu bağırmak!

bark hav

Woof bark bark woof?

Uuuu hav hav uuu?