English-Turkish translations for base:

üs · bazlı, baz · taban, tabanlı · merkezli, merkez · dayalı · temel · ana · temelli · alt · esaslı, esas · kaba · kurmak · baz istasyonu · değersiz · gövde · kökenli · karargah · altlık · dip · asıl · ayak · zemin · sahte · other translations

base üs

There's no secret base and there's definitely no time machine?

Burada gizli üs ve zaman makinesi diye bir şey yok.

Santiago died at the base hospital approximately an hour later.

Santiago üs hastanesinde yaklaşık bir saat sonra ölmüş.

Is there a naval base there, or?

Bir askeri üs falan var orada?

Click to see more example sentences
base bazlı, baz

A walking base station.

Ayaklı bir baz istasyonu.

I just thought, what's a few hundred matching base pairs? But it's almost half a gigabase.

Düşündüm de, eşleşen bir kaç yüz baz çifti tamam ama bu neredeyse tamamın yarısı kadar.

Pied Piper is a cloud based compression.

Pied Piper bulut bazlı bir sıkıştırma.

Click to see more example sentences
base taban, tabanlı

Yeah, and that's exactly why the base will love her.

Evet, ve işte bu yüzden taban onu sevecektir.

Need new base panels, choline profile, nerve conduction.

Yeni taban panelleri" "klorin profili, sinir iletimi lazım bana.

We're not sure, but we think it's some kind of energy-based life form.

Emin değiliz... .ama bir tür enerji tabanlı yaşam formu olduğunu düşünüyoruz.

Click to see more example sentences
base merkezli, merkez

What's needed out here is a pipeline and a base camp and a couple of wells.

Buraya gereken bir boru hattı ve bir merkez kampı. Birkaç tane de kuyu.

Oscar Chapman was a freelance reporter based in London.

Oscar Chapman Londra merkezli, bağımsız çalışan bir muhabirdi.

That means a permanent ritual area, home base.

Demek oluyor ki kalıcı ayin merkezi, bir ev.

Click to see more example sentences
base dayalı

You want a marriage based on trust and honesty?

Güven ve dürüstlüğe dayalı bir evlilik istiyorsun?

Yeah, well, apparently, based on a dessert, I guess.

Evet. Anlaşılan tatlıya dayalı bir aşkım var. Sanırım.

Uh, based on elevation and incline, rock and soil samples you know, science?

Uh, yükseklik ve eğime dayalı taş ve toprak örnekleri bilirsiniz, bilim?

Click to see more example sentences
base temel

Is there a base for the real universe?

Gerçek evren için bir temel var mı?

Maybe it's based on something as simple as instinct.

Belki temeli içgüdü gibi basit bir şeydir.

It's only a base model.

Bu temel bir model.

Click to see more example sentences
base ana

Computer, scan our base camp for human and Ferengi life signs.

Bilgisayar, bizim ana kampı insan ve ferengi yaşam belirtileri için tara.

And right now he's trying to conquer this base.

Ve şu an, bu üssü ele geçirmeye çalışıyor.

Hello, base camp!

Alo, ana kamp?

Click to see more example sentences
base temelli

Because, unlike Agent Fuller, I, too, am carbon-based.

Çünkü Ajan Fuller'ın aksine ben karbon temelli bir canlıyım.

This is a casein-based suspension that coats foreigns particle.

Bu bir yabancı partikül kaplı, kazein temelli süspansiyon.

The carbon-based life forms!

Karbon temelli yaşam biçimleri.

Click to see more example sentences
base alt

There's a top note, a middle note, and a base note.

Bir üst nota, bir orta nota, ve bir de alt nota vardır.

No. There is a hidden bunker underneath the base.

Hayır, üssün altında gizli bir sığınak var.

Ice cave directly beneath this base.

Bu üssün hemen altındaki bir buz mağarası.

Click to see more example sentences
base esaslı, esas

First base: kissing Brittany.

İlk esas: Brittany ile öpüşmek.

That meteor contains carbon-based molecules.

Bu meteorda karbon esaslı moleküller var.

And given the copper-based physiology, the end result is

Ve bakır esaslı fizyolojilerini de düşünürsek, sonuç:

Click to see more example sentences
base kaba

Nellis Air Force Base and Nuclear Testing Site, close to the public

Nellis Hava Kuvvetleri Üssü ve Nükleer Test Yeri, halka kapalı

This is a casein-based suspension that coats foreigns particle.

Bu bir yabancı partikül kaplı, kazein temelli süspansiyon.

Empty missile silos. Closed bases.

Boş füze siloları, kapanmış üsler

Click to see more example sentences
base kurmak

I'm meeting with SHlELD about building a new base, and besides, Cap's not available.

S.H.I.E.L.D. ile yeni bir üs kurma konusunda bir görüşmem var. Ve ayrıca, Kaptan müsait değil.

I'm meeting with SHlELD about building a new base.

S.H.I.E.L.D. ile yeni bir üs kurma konusunda bir görüşmem var.

Drug trafficking consolidating a Mexican power base, murder.

Uyuşturucu pazarlamak, Meksikalı bir çete kurmak, cinayet.

Click to see more example sentences
base baz istasyonu

A walking base station.

Ayaklı bir baz istasyonu.

A walking base station, you saw one earlier.

Yürüyen bir baz istasyonu, daha önce gördüğünden.

Where's the nearest Army base? Well, that's Claremont Naval Station.

En yakın ordu baz istasyonu nerde? iyi, Claremont deniz istasyonu.

base değersiz

Girls didn't belong on that base.

Kızlar o üsse ait değildi.

Percentile-wise we do, But every case is based on its own merit.

İstatistik olarak evet, ama her vaka kendi değerine göre ele alınır.

base gövde

Monotanium hull plating tylium-based power.

Monotanium kaplı gövde tyliumma bağlı güç

The vessel's hull is composed of a neutronium-based alloy.

Geminin gövdesi nötronyum bazlı bir alaşımdan oluşuyor.

base kökenli

Or cortical-based ganglionic degeneration or Huntington's or any one of a dozen other genetic diseases.

Ya da kortikal kökenli gangliyonik dejenerasyon ya da Huntington ya da diğer bir düzine genetik hastalıktan biri olabilir.

It's a yoruban-based religion developed in Cuba.

Küba'da ortaya çıkan Yoruba kökenli bir din.

base karargah

That means, the base is practically empty.

Bu da demek oluyor ki neredeyse karargâh boş.

Home base, young man.

Ana karargâh genç adam.

base altlık

Base of glass number two.

Bardak altlığı numara, iki.

base dip

White Lightning, Base, Angel Dust.

Beyaz şimşek, dibe vurduran, melek tozu.

base asıl

Wadia family is a Parsi family originally based in Surat.

Wadia ailesi Surat'ta bulunur ve asıl olarak bir Parsi ailesidir.

base ayak

A walking base station.

Ayaklı bir baz istasyonu.

base zemin

I'm here with Judd Leffew, and this is Bareback Base Jumping.

Judd Leffew'le birlikteyim, ve bu da EYERSİZ ZEMİN ATLAYIŞI.

base sahte

Well, at least our fake marriage is based on friendship.

En azından bizim sahte evliliğimiz dostluk üzerine kurulu.