English-Turkish translations for basket:

sepet · sepet dolusu · basket · pota · sayı · other translations

basket sepet

One, two, three, four, five Where's the other basket?

Bir, iki, üç, dört, beş. Diğer sepet nerede?

Charles has a bike with a little basket on the front.

Charles'ın önünde küçük bir sepeti olan bir bisikleti var.

Is that basket for the babies?

O sepet bebekler için mi?

Click to see more example sentences
basket sepet dolusu

I give you an apartment, a great office, the nonfat muffin basket every morning. George!

Sana daire, harika bir büro, her sabah bir sepet dolusu yağsız çörek verdim.

A basket of good mushrooms and two or three poisonous ones.

Bir sepet dolusu iyi mantar ve bir iki tane zehirli.

He sent the man a basket of poison muffins.

Adama bir sepet dolusu zehirli kek gönderdi.

Click to see more example sentences
basket basket

It's not a basket.

O bir basket değil.

Come on, one more basket.

Hadi, bir basket daha.

First basket wins.

İlk basket kazanır.

Click to see more example sentences
basket pota

There's baskets, but no nets.

Potalar var ama ağları yok.

The basket's not even down.

Pota açık bile değil.

Now,jump up and put her in the basket,Chief!

Topu al. Şimdi sıçra ve potaya bırak Şef!

Click to see more example sentences
basket sayı

Shawn here is a great leather-basket tosser.

Shawn burda iyi bir sayı atıcıdır.