English-Turkish translations for bean:

fasulye · bezelye · tane · çekirdek · bakla · dost · adam · tohum · kafa · other translations

bean fasulye

A big breakfast, please, with extra bacon Extra sausage, extra beans and a Coke.

Büyük bir kahvaltı, lütfen, ekstra pastırma Ekstra Sucuk, ekstra fasulye ve kola.

Then we'll make red beans and rice.

O halde fasulye ve pilav yaparız.

Chicken, rice and beans.

Fasulyeli pilav ve tavuk.

Click to see more example sentences
bean bezelye

A sack of flour, one of beans and one of coffee. Four boxes of cartridges, tobacco and papers.

Bir torba un, bir tane bezelye ve kahve. dört kutu fişek, tütün ve tabaka

Rice, beans and meat.

Pirinç, bezelye ve et.

I'm Sheriff Bean.

Ben Şerif Bezelye.

Click to see more example sentences
bean tane

A sack of flour, one of beans and one of coffee. Four boxes of cartridges, tobacco and papers.

Bir torba un, bir tane bezelye ve kahve. dört kutu fişek, tütün ve tabaka

Morley cigarettes, bottle of Haitian rum and three extremely rare Haitian Bleu coffee beans.

Morley sigaraları, bir şişe Haiti romu ve. .üç tane çok nadir görülen mavi Haiti kahve çekirdekleri.

Using fried bean curd and soy sauce is a Japanese tradition, not Korean.

Kızarmış lor taneleri ve soya sosu Japon adetleridir, Kore değil.

Click to see more example sentences
bean çekirdek

like coffee beans, water, perhaps some milk and sugar.

Kahve çekirdeği, su ve belki süt ve şeker gibi.

Morley cigarettes, bottle of Haitian rum and three extremely rare Haitian Bleu coffee beans.

Morley sigaraları, bir şişe Haiti romu ve. .üç tane çok nadir görülen mavi Haiti kahve çekirdekleri.

The espresso beans mean health, wealth, and happiness.

Kahve çekirdeği sağlık, zenginlik ve mutluluk demek.

Click to see more example sentences
bean bakla

I'd eat her liver with fava beans and a nice bottle of Chianti.

Onun ciğerini bakla ve iyi bir şişe Chianti ile yemek isterdim.

Come on, spill the beans.

Hadi bakalım, çıkar baklayı.

It's part of the Fabaceae family, like peas, beans, legumes.

Fabaceae ailesinin ferdidir, bezelye, fasulye ve bakla gibi.

Click to see more example sentences
bean dost

It's sausage and beans all day long, mate.

Tüm gün boyunca sosis ve fasulye dostum.

Because I have a question for you, old bean.

Çünkü sana bir sorum var, eski dostum.

Black beans and rice, man.

Kara fasulye ve pirinç, dostum.

bean adam

Yeah, well, Bean's a good man and he understands better than the others.

Bean iyi bir adam ve olayları diğerlerinden daha iyi anlıyor.

I took the beans, Adam the vegetables, and Rut prepared the burro meat.

Ben fasulye aldım Adam sebze ve Rut eşek eti hazırladı.

bean tohum

Well, this horrible Calabar bean thing.

Şey, şu korkunç Kalabar tohumu şeysi.

Botanically speaking, it's a spurge, not a bean.

Botanik anlamda bu sütleğen otu, tohum değil.

bean kafa

You little bean-head!

Seni küçük bakla-kafa!