English-Turkish translations for bear:

ayı · oyuncak ayı · taşımak · vermek · getirmek · kaldırmak · dönmek · katlanmak · dayanmak · almak · kabul etmek · uymak · doğurmak · değmek · other translations

bear ayı

It's tragic because, yeah, he died and his girlfriend died because he tried to be a bear.

Trajik bir durum çünkü, o ve kız arkadaşı öldü, çünkü ayı gibi davranmaya çalıştı.

Especially a bear.

Özellikle bir ayı!

Hey, little bear.

Selam, küçük ayı.

Click to see more example sentences
bear oyuncak ayı

Call me, Marilyn and get over here and give me a hug, you big, fat, purple teddy bear.

Bana Marilyn de ve buraya gelip bana bir kucak ver, seni büyük, şişko, mor oyuncak ayı.

And I found a Teddy bear.

Ve bir oyuncak ayı buldum.

He's like a bear too.

O da oyuncak ayı gibi.

Click to see more example sentences
bear taşımak

This is a great burden for you to bear alone.

Bu tek başına taşımak için büyük bir yük.

It's a heavy burden to bear alone.

Yalnız başına taşımak için ağır bir yük.

Like three kings bearing gifts.

Hediye taşıyan üç kral gibi.

Click to see more example sentences
bear vermek

Tree man actually bears fruit.

Ağaç adam aslında meyve veriyor.

A good tree bears good fruit.

İyi ağaç, iyi meyve verir.

Everyone's bearing gifts.

Herkes hediyeler veriyor.

Click to see more example sentences
bear getirmek

I think someone killed the bear and brought it here.

Bence birisi ayıyı öldürdü ve sonra buraya getirdi.

Bring me back that bear!

O ayıyı geri getir!

Bring all weapons to bear!

Tüm silahları buraya getirin!

Click to see more example sentences
bear kaldırmak

So Papa Bear, Mama Bear and Baby Bear all fell fast asleep.

Böylece baba ayı, anne ayı ve bebek ayı uyuya kaldı.

You almost gave me a heart attack, you old bear.

Az kalsın bana kalp krizi geçirtecektin, yaşlı ayı!

Well then, damn you woman, stay here for cougar, bear or wolf to eat.

Pekala kadın, o zaman burada kal da panter, ayı veya kurt seni yesin.

Click to see more example sentences
bear dönmek

Turn him into a bear.

Onu bir ayıya döndür.

Barca has returned, bearing gifts.

Barca geri döndü, hediye de getirmiş.

The goddamn bear's back.

Lanet ayı, geri dönmüş!

Click to see more example sentences
bear katlanmak

For me, bearing the key was no ordinary burden.

Benim için anahtara katlanmak sıradan bir yük değildi.

Who would fardels bear, to grunt and sweat under a weary life

Kim ister katlanmak tüm bunlara; inleyip, terlemek ağır bir hayatın altında?

Who would fardels bear, to sweat

Kim ister bütün bunlara katlanmak.

bear dayanmak

How's Miss Scarlett bearing up?

Bayan Scarlett nasıl dayanıyor?

'Cause this bear can't bear the world's disdain.

Çünkü bu ayıcık dünyanın kibrine dayanamaz.

bear almak

I picked the big bear and you picked the little bear.

Ben büyük ayıyı aldım, sen de küçük ayıyı aldın.

I bought a teddy bear for Yera

Yera için bir oyuncak ayıcık aldım.

bear kabul etmek

I admit, I pander cos I'm a pander bear!

Kabul ediyorum, ben seksi bir ayıyım! Anladın mı?

The angry-bear guy accepted my apology.

Kızgın ayı adam kabul etmişti özrümü.

bear uymak

And then, the three little bears found the little boy sleeping in their bed.

Sonra bu üç ayı bir bakmışlar ki, küçük bir çocuk onların yatağında uyuyor.

This female grizzly bear has awoken early to find food for her two-year-old cubs.

Bu dişi boz ayı iki yaşındaki yavrularına yiyecek bulmak için erken uyanmış.

bear doğurmak

But bearing children isn't one of them.

Ama çocuk doğurmak onlardan biri değil.

This vessel bears a corrigia "born of hellfire.

Bu kap cehennem ateşinden doğmuş bir "corrigia" içerir.

bear değmek

But she'd bear closer inspection.

Ama yakın bir kontrole değer.