English-Turkish translations for beat:

yenmek, yenilmiş · atmak · dövmek · alt etmek · vuruş, vurmak · ritim · çalmak · geçmek · öldürmek · ses · yorgun · devriye · çok yorgun · tempo · bitkin · açmak · galip gelmek · hippi · pataklamak · other translations

beat yenmek, yenilmiş

Yes, the "eat me, beat me" lady is back.

Evet, Bayan "ye beni, döv beni" geri geldi.

The only thing that matters, Miles, is beating these guys.

Önemi olan tek şey, Miles, bu adamları yenmek.

To beat her, give her pain

Onu yenmek, ona acı vermek için

Click to see more example sentences
beat atmak

Maybe that's why it's still beating to give somebody a chance to.

Belki de o yüzden hala atıyor birine bir şans vermek için.

But seeing me now, your heart still beats for me.

Fakat şimdi beni görünce, kalbin hala benim için atıyor.

It's beating fast faster than usual.

Hızlı atıyor her zamankinden daha hızlı.

Click to see more example sentences
beat dövmek

And for a long time, I thought I'd never beat that.

Ve uzun bir süre için, ben o dövmek asla düşündüm.

He only came home to beat me anyway.

Eve sadece beni dövmek için gelirdi, neyse

I beat him for you.

Onu senin için döverim.

Click to see more example sentences
beat alt etmek

And then you kinda beat me to it and I'm kinda of a traditional guy.

Ve sen bir bakıma beni alt ettin ve ben bir bakıma geleneksel adam oldum.

You think you can beat me?

Sence beni alt edebilir misin?

It'll be tough to beat.

Alt etmek zor olacak.

Click to see more example sentences
beat vuruş, vurmak

Did you beat me now?

Sen bana vurdun mu şimdi?

Beat him again!

Tekrar vur ona!

Please beat me with it.

Lütfen vur bana onunla.

Click to see more example sentences
beat ritim

It's got a unique beat, but not entire different from

Eşsiz bir ritmi var, ama tamamı farklı değil

Oh, you with the drum, give me a beat.

Sen, davulu olan. Bana bir ritim ver.

Then, the beat returned.

Sonra ritim geri döndü.

Click to see more example sentences
beat çalmak

He's getting beat like he stole something, Mr. Bosley.

Bir şey çalmış gibi onu hırpalıyorlar, Bay Bosley.

As the steady beating drum

Sabit çalan davul gibi..

Those drums are beating for him.

Bu tamtamlar onun için çalıyor.

Click to see more example sentences
beat geçmek

It's gonna be very hard to beat that tonight.

Bu gece bunu geçmek çok zor olacak.

Did we finally beat them? r is this just a temporary victory?

Sonunda onları yendik mi? Yoksa bu geçici bir zafer mi?

We're too late. Someone beat us here.

Çok geç kaldık, birileri buraya gelmiş.

Click to see more example sentences
beat öldürmek

Just move aside, or beat me like this until I'm dead.

Ya kenara çekil ya da öldürene kadar beni döv.

Dad took a beating at least an hour before he died.

Baba ölmeden önce en az bir saat dayak yemiş.

Beat me, kill me!

Vur bana, öldür beni!

Click to see more example sentences
beat ses

Shut up and beat it!

Kes sesini ve defol!

Beat it and keep quiet, understood?

Bas git ve sessiz ol, anladın?

Every minute, every second, every beat of my hearts, there it iscalling to me.

Her dakika, her saniye kalbimin her atışında o ses beni çağırıyor.

Click to see more example sentences
beat yorgun

Well, this is all very fascinating, Lois, but I am beat.

Bunların hepsi çok etkileyici, Lois, ama ben çok yorgunum.

Another time. I'm beat.

Başka zaman, çok yorgunum.

Listen, I'm beat.

Dinle, çok yorgunum.

beat devriye

You're a beat cop, not a detective.

Sen bir devriye polisisin, dedektif değil.

Beat man named Hyatt and Wally Johnson.

Hyatt adında bir devriye ve Wally Johnson.

Yeah, the victim's ex-boyfriend is an S.F.P.D. beat cop.

Evet, kurbanın eski erkek arkadaşı SFPD'de bir devriye polisiymiş.

beat çok yorgun

Well, this is all very fascinating, Lois, but I am beat.

Bunların hepsi çok etkileyici, Lois, ama ben çok yorgunum.

Another time. I'm beat.

Başka zaman, çok yorgunum.

Listen, I'm beat.

Dinle, çok yorgunum.

beat tempo

Somebody, give me a beat!

Bana bir tempo verin.

Maurice? give me a beat.

Maurice, bana tempo ver.

beat bitkin

Her heart beats fast, and and she feels faint.

Kalbi çok hızlı atıyor ve çok bitkin.

The dead-beat driver is whistling.

Bitkin şoför ıslık çalıyor.

beat açmak

So how can a defenseless creature beat a hungry predator?

Savunmasız bir yaratık, bir yırtıcıyı nasıl alt edebilir?

beat galip gelmek

This year's to beat, St. V!

Bu yıl St. V galip geldi!

beat hippi

Beats work, doesn't it, Griffin?

Hippiler de çalışır, değil mi, Griffin?

beat pataklamak

I hope that Thornton beats him senseless.

Umarım Thornton onu bir güzel pataklar.