English-Turkish translations for before:

ön, önüne, önünde, önce, önde, önceleri, önceden · -den önce · daha önce · bundan önce · önceki · eskiden · karşı, karşısında · ileride · evvel · önden · yerine · huzurunda · tercihen · other translations

before ön, önüne, önünde, önce, önde, önceleri, önceden

I've never done anything like that before, but people do it all the time, right?

Daha önce böyle bir şeyi hiç yapmamıştım ama insanlar bunu hep yapar, değil mi?

I've never seen anything like it before in my life.

Daha önce hayatımda hiç böyle bir şey görmemiştim.

This just happened. i've never done anything like this before.

Oldu işe. Daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştım.

Click to see more example sentences
before -den önce

I've never done anything like that before, but people do it all the time, right?

Daha önce böyle bir şeyi hiç yapmamıştım ama insanlar bunu hep yapar, değil mi?

Yeah, I know, but he wants me to feel something that I never felt before and I just

Evet, biliyorum, ama daha önce hiç hissetmediğim bir şey hissetmemi istiyor ve ben sadece

I'm sorry, but we've never seen him before.

Üzgünüm ama bu adamı daha önce hiç görmedim.

Click to see more example sentences
before daha önce

I've never done anything like that before, but people do it all the time, right?

Daha önce böyle bir şeyi hiç yapmamıştım ama insanlar bunu hep yapar, değil mi?

He's never said anything nice like that before.

Daha önce hiç böyle hoş bir şey söylememişti.

This is really difficult for me and I've never been here before.

Bu benim için gerçekten çok zor ve daha önce hiç burada bulunmadım.

Click to see more example sentences
before bundan önce

I've never done anything like that before, but people do it all the time, right?

Daha önce böyle bir şeyi hiç yapmamıştım ama insanlar bunu hep yapar, değil mi?

You mean this has happened before?

Yani bu daha önce de mi oldu?

Don't worry, I've done this before.

Merak etme, bunu daha önce de yaptım.

Click to see more example sentences
before önceki

Like my father, and his father, and his father before me.

Babam, onun babası ve benden önceki onun babası gibi.

That's four days after that and this was the day before yesterday.

Bu da ondan dört gün sonrası ve bu dünden önceki gün.

What about the week before that?

Peki ya ondan önceki hafta?

Click to see more example sentences
before eskiden

I love you, but not like before.

Seni seviyorum, ama eskisi gibi değil.

You still love her as you did before, right?

Eskisi gibi onu hala seviyorsun, değil mi?

Not like before.

Eskisi gibi değil.

Click to see more example sentences
before karşı, karşısında

It's just I've never met a woman like you before.

Sadece daha önce senin gibi bir kadınla karşılaşmadım.

I wasn't completely honest with you before.

Daha önce sana karşı tamamen dürüst davranmadım.

Excuse me, but haven't we met before?

Pardon! Biz daha önce hiç karşılaştık mı?

Click to see more example sentences
before ileride

Allison, before we go any further, there's something that I want to tell you.

Allison, daha ileri gitmeden önce sana söylemek istediğim bir şey var.

Before we go any further, there's something important you should know.

Daha ileri gitmeden, bilmen gereken önemli bir şey var.

Before We move on, I have a little surprise.

Daha ileri gitmeden, küçük bir sürprizim var.

Click to see more example sentences
before evvel

Listen to me, not to him, before it's too late.

Çok geç olmadan evvel, onu değil beni dinle.

Six months ago, just before I left.

Altı ay önce, ben ayrılmadan evvel.

Molly, your friend's dead, and like I said before, no police.

Molly, arkadaşın öldü, ve daha evvel de söylediğim gibi, polis yok.

Click to see more example sentences
before önden

This is very important, so think carefully before you answer.

Bu çok önemli o yüzden cevap vermeden önce dikkatli düşün.

Before we go any further, there's something important you should know.

Daha ileri gitmeden, bilmen gereken önemli bir şey var.

It's nothing I haven't seen before, so

Bu önemli değil Daha önce hiç görmemiştim, yani

Click to see more example sentences
before yerine

I've never been first on the scene before.

Daha önce bir olay yerine ilk gelen olmamıştım hiç.

Before Beechum comes to the store there's another witness in the parking lot, right?

Beechum dükkana girmeden önce, bir başka tanık park yerine geldi, değil mi?

This thing must be destroyed before it regains consciousness.

Bilinci yerine gelmeden önce bu şey yok edilmeli.

Click to see more example sentences
before huzurunda

Holy spirit, kindly accept these offerings before you go travel safely, and leave us in peace.

Kutsal ruh, Güvenli seyahatinden önce ikramlarımızı kabul et, Ve bizi huzur içinde bırak.

Emil Hahn, are you represented by counsel before this tribunal?

Emil Hahn, bu mahkeme huzurunda bir avukat tarafından temsil ediliyor musunuz?

Ernst Janning, are you represented by counsel before this tribunal?

Ernst Janning, bu mahkeme huzurunda bir avukat tarafından temsil ediliyor musunuz?

Click to see more example sentences
before tercihen

Preferably before I'm ambushed again.

Yine pusuya am Tercihen önce.

Preferably before he strikes again.

Tercihen tekrar saldırmadan önce.

Preferably before Friday.

Tercihen Cuma'dan önce.

Click to see more example sentences