English-Turkish translations for begin:

başlamak, başlatmak · başlangıç · başla · başlama · doğmak · other translations

begin başlamak, başlatmak

Ladies and gentlemen, the revolution begins right now, with Detective Alex Murphy.

Bayanlar ve baylar, Devrim şimdi başlıyor Dedektif Alex Murphy ile!

And now the game begins and I must play.

Oyun artık başladı ve ben de oynamak zorundayım.

Now you're beginning to talk like a doctor, bartender.

Barmen, şimdi bir Doktor gibi konuşmaya başladın.

Click to see more example sentences
begin başlangıç

This is a start, but there's something we need to begin the real work.

Bu da bir başlangıç ama gerçek işe başlamak için bir şeye ihtiyacımız var.

It's just a beginning.

Bu sadece bir başlangıç.

It's like a whole new beginning.

Bu yepyeni bir başlangıç gibi.

Click to see more example sentences
begin başla

Annie, calm down, start from the beginning, and tell me exactly what happened.

Annie, sakin ol ve bana tam olarak ne olduğunu, başından anlat.

Then tell me once more from the beginning.

O zaman en başından itibaren bir daha anlat.

From the beginning, you and me.

En başından, sen ve ben.

Click to see more example sentences
begin başlama

Is there anything you'd like to say before we begin, Number One?

Başlamadan önce söylemek istediğin başka bir şey var Bir Numara?

Now, before we begin, we have a very special film.

Şimdi, başlamadan önce çok özel bir filmimiz var.

Before this faculty interrogation begins, Herr Haupt wishes to ask a question.

Fakülte sorgusu başlamadan önce Bay Haupt size bir soru sormak istiyor.

Click to see more example sentences
begin doğmak

When this old man dies, a new day begins.

Bu ihtiyar ölünce yeni bir gün doğacak.

Their life begins with murder. That's nature

Onların hayatları cinayetle başlar, bu onların doğası.

The sun has already risen, and we must begin.

Güneş çoktan doğdu ve biz başlamak zorundayız.

Click to see more example sentences