English-Turkish translations for being:

olma · insan · Tanrı · varlık · yaşam · yaratık · var olan şey · oluş · yapı · other translations

being olma

No, this is a very difficult day for your father, and he needs to be with his family.

Hayır. Baban için çok zor bir gün ve ailesi ile birlikte olmaya ihtiyacı var.

About being a better man than me.

Benden daha iyi bir insan olma konusunda.

Then stop being so good at it.

O zaman bu konuda iyi olmayı bırakın.

Click to see more example sentences
being insan

I understand that if everyone was more like you, the world would be a better place.

Anlıyorum eğer sen gibi daha çok insan olsaydı dünya çok daha iyi bir yer olurdu.

But this time, this time there will be no men.

Ama bu sefer bu sefer insan falan olmayacak.

Because every minute I'm making a human being, not you.

Çünkü her geçen dakika ben bir insan evladı taşıyorum, sen değil.

Click to see more example sentences
being Tanrı

But you have a family now, and God, especially now anything like this would be crazy.

Ama şimdi bir ailen var ve Tanrım özellikle de şimdi böyle bir şey delilik olur.

This has to be a mistake.

Tanrım. Bu bir hata olmalı.

Okay. God be with you.

Tamam, Tanrı seninle olsun.

Click to see more example sentences
being varlık

How did a being like you get here?

Senin gibi bir varlık buraya nasıl geldi?

A being like yourself?

Senin gibi bir varlık mı?

Then there must be an alien presence in town.

O halde kasabada bir uzaylı varlığı olmalı.

Click to see more example sentences
being yaşam

But the question is, what kind of life would it be?

Ama sorun şu ki, bu nasıl bir yaşam olur?

Not much, but it could be a life form.

Çok değil, ama bir yaşam formu olabilir.

So that would be bad for life on Earth.

Bu, Dünya'daki yaşam için kötü bir durum.

Click to see more example sentences
being yaratık

But, he's a dangerous being.

Ama çok tehlikeli bir yaratık.

Could it be a creature attack?

Bir yaratık saldırısı olabilir mi?

Could it be the creature?

Bu yaratık olabilir mi?

Click to see more example sentences
being var olan şey

I thought she thought work was most important, but there must be something more important there.

Sandım ki onun için daha önemli, Ama sanırım orada daha önemli şeyler var.

There's so much that I want to be.

Olmayı istediğim o kadar çok şey var ki.

Then there is only one thing can be done.

O zaman yapılabilecek tek bir şey var.

Click to see more example sentences
being oluş

You being here, come on, that's not a good idea.

Burada oluşun Hadi, bu iyi bir fikir değil.

And even just two people like you and me, we can be a community.

Ve hatta senin ve benim gibi iki kişi bile bir topluluk oluşturabilir.

He could still be a threat.

O hala bir tehdit oluşturabilir.

Click to see more example sentences
being yapı

The form, in fact, could be anything.

Yapı aslında herhangi bir şey olabilir.

You're an extraordinary human being.

Olağanüstü bir insan yapısı.

All these buildings, these great structures, not a stone will be left some day.

Bütün bu binalar.. bu büyük yapılar.. bir gün gelecek. bir tek taş bile.. kalmayacak..

Click to see more example sentences