English-Turkish translations for benefit:

faydalanmak, fayda · yararlanmak · yarar · · çıkar · faydası olmak · kâr · hak · ayrıcalık · avantajlı, avantaj · getiri · other translations

benefit faydalanmak, fayda

Maria, I have a job that pays real money and gives benefits.

Maria Bir işim var ve gerçek para ödüyor, faydaları da var.

Something tells me your V.A. benefits aren't gonna match those monthly balances.

Senin V.A. şey bana anlatıyor faydaları olacak değil bu aylık dengeleri maç.

However, an armoured pod has another, more unexpected, benefit.

Ancak, zırhlı bir kozanın, beklenmedik başka bir faydası var.

Click to see more example sentences
benefit yararlanmak

And now, ladies and gentlemen I have a startling surprise for the benefit of the hospital.

Ve şimdi, bayanlar ve baylar şimdi hastane yararına olacak şaşırtıcı bir sürprizim var.

I'm trying to do something that benefits everyone.

Ben, herkesin yararına bir şey yapmaya çalışıyorum.

Just a little pain for his benefit.

Onun yararına sadece küçük bir acı.

Click to see more example sentences
benefit yarar

Yeah, but the benefit tonight's gonna be nice, right?

Evet ama bu geceki yardım etkinliği çok güzel olacak değil mi?

It was a benefit concert four nights ago.

Dört gece önce bir yardım konseri varmış.

I've got a ticket for tonight's benefit.

Yardım gecesi için bir biletim var.

Click to see more example sentences
benefit

Maria, I have a job that pays real money and gives benefits.

Maria Bir işim var ve gerçek para ödüyor, faydaları da var.

Jason lost his job three months ago, benefits too.

Üç ay önce işini kaybetti, sigortasını da.

Good job, good money, solid benefits.

İyi , iyi para, güvenilir arkadaşlıklar.

Click to see more example sentences
benefit çıkar

What sort of benefit?

Ne tür bir çıkarmış bu?

And then he tripled his death benefits.

Sonra da ölüm yardımını üç katına çıkardı.

You committed a criminal act, and I'm benefitting from it.

Sen bir suç işledin ve ben de bundan çıkar sağlıyorum.

Click to see more example sentences
benefit faydası olmak

Something tells me your V.A. benefits aren't gonna match those monthly balances.

Senin V.A. şey bana anlatıyor faydaları olacak değil bu aylık dengeleri maç.

This is not a benefit.

Bunun bir faydası olmaz.

Edward's benefiting, isn't he?

Edward'a faydası oluyor, değil mi?

benefit kâr

Just because it's, uh some kind of tax benefit.

Çünkü bu bir tür vergi kârı olduğu için.

Zero quantitative benefit.

Sıfır çoğunluk kârı.

benefit hak

Social Security benefits?

Sosyal Güvenlik Hakları?

Bigger salary, more benefits, good luck.

Dolgun maaş. Daha fazla hak. İyi şanslar.

benefit ayrıcalık

Forced early retirement. half benefits.

Zorunlu erken emeklilik. Yarım ayrıcalık.

Salary and benefits".

Maaş ve ayrıcalıklar".

benefit avantajlı, avantaj

All benefits and unlimited private jet travel.

Tüm avantajlar ve sınırsız özel jet seyahati imkânı.

benefit getiri

And the health benefits are pretty good.

Ve sağlık getirileri de oldukça iyi.