English-Turkish translations for best:

en · en iyi · en çok · yenmek · en iyi şekilde · geçmek · en uygun · en hoş · alt etmek · other translations

best en

You trust him because he's a great father and he's a great husband, and he's your best friend.

Ona güveniyorsun çünkü, Julian harika bir baba ve harika bir koca. Ve senin en iyi arkadaşın.

I'm your best friend, and I know something happened.

Senin en iyi arkadaşınım, ve bir şeyler olduğunu biliyorum.

Don't know what's best for you

Senin için en iyi olan ne bilmiyorum

Click to see more example sentences
best en iyi

You trust him because he's a great father and he's a great husband, and he's your best friend.

Ona güveniyorsun çünkü, Julian harika bir baba ve harika bir koca. Ve senin en iyi arkadaşın.

Okay? This is the man who killed my best friend.

Bu adam benim en iyi arkadaşımı öldüren adam.

We only want what's best for you.

Sadece senin için en iyisini istiyoruz.

Click to see more example sentences
best en çok

I just want a real relationship with you because I love you and you're my best friend.

Seninle gerçek bir ilişkimiz olsun istiyorum çünkü seni çok seviyorum ve sen benim en iyi arkadaşımsın.

How much you love him, want the best for him.

Ne kadar çok sevdiğini, onun için en iyisini istediğini.

That year, I gave my best friend a pretty great gift.

Bu yıl, en iyi arkadaşıma çok güzel bir hediye verdim.

Click to see more example sentences
best yenmek

I was very happy, of course, but it's not the best story.

Çok mutlu oldum tabii ama pek iyi bir hikâye değil.

That's the best place to eat lunch.

Orası öğle yemeği yemek için en iyi yer.

They have the best food, the best music.

En iyi yemek, en iyi müzik onlarda.

Click to see more example sentences
best en iyi şekilde

In a way, everything that happened was for the best.

Bir şekilde, olan her şey herkes için en iyisi oldu.

This is the best way.

En iyi bu şekilde oluyor.

Listen I'm trying to make the best of everything here.

Dinle burada her şeyi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.

Click to see more example sentences
best geçmek

My best friend has a heart attack, and here I am doing his job.

En iyi arkadaşım kalp krizi geçirdi ve ben de burada onun işini yapıyorum.

Last week, my best friend came back to life.

Geçen hafta, en iyi arkadaşım hayata döndü.

His best friend died of a heart attack last week.

Geçen hafta en yakın arkadaşı kalp krizinden öldü.

Click to see more example sentences
best en uygun

That's the best place for it, okay?

Bunun için en uygun yer orası, tamam mı?

Maybe this isn't the best time to talk.

Belki de konuşmak için en uygun an değil.

The best place for a private talk.

Özel bir görüşme için en uygun yer.

Click to see more example sentences
best en hoş

And she likes you, Dad that's the best part!

Ve senden hoşlanıyor baba, en güzel tarafı da bu.

Look, it's nice and it's cool, and best, it's got its own private bathroom.

Baksana, hoş ve güzel hatta en iyisi, kendi özel banyosu var.

That's the best part of the meal. sounds good.

O yemeğin en güzel kısmı. Kulağa hoş geliyor.

Click to see more example sentences
best alt etmek

One year ago today, whether by dumb luck or uncompromising skill, you bested me.

Bir yıl önce bugün, aptal şansınla ya da üstün yeteneklerinle beni alt etmiştin.

Best represented geometrically as the golden rectangle.

Geometrik olarak en iyi altın dikdörtgenle temsil edilir.

We've bested your finest warrior.

En iyi savaşçını alt ettik!