bigger

When I put the thing on, something happens, something bigger than me, I saved that guy's life!

Bu şeyi giydiğimde bir şey oluyor benden daha büyük bir şey. O adamın hayatını kurtardım!

Jackie, a man is dead, and that is a big problem but trying to cover it up is an even bigger one.

Jackie, adamın biri öldü ve bu büyük bir problem ama bunu örtbas etmek daha büyük bir problem.

I just thought we had a great night once and that this could be the start of something bigger and more beautiful.

Sadece bir kez güzel bir gece geçirdik ve bu daha büyük ve daha güzel bir şeyin başlangıcı olabilir diye düşündüm.

Well, then she's a bigger idiot than you are, which is impossible. It is impossible.

O zaman o senden bile büyük bir aptal ki öyle bir şey de imkansız.

No, no, no, I'm seeing something else something bigger under the water.

Hayır, hayır, başka bir şey görüyorum Su altında daha büyük bir şey.

Are you working for the good guys or are you working a bigger game?

İyi adamlar için mi çalışıyorsun yoksa büyük oyun için mi çalışıyorsun?

And it's going to get bigger every day, and not just for nine months either.

Ve her gün gittikçe daha da büyüyecek, ve sadece dokuz ay da değil.

But, uh, we've got a bigger problem here, and it's all of our problem.

Ama burada daha büyük bir sorunumuz var, ve bu hepimizin problemi.

And everything in this bag, it's all stuff that could be part of something bigger.

Bu çantadaki her şey, tüm malzemeler daha büyük bir şeyin parçası olabilir.

It's a bigger world here, and I think that's a good thing.

Burası daha büyük bir dünya. Ve bence bu iyi birşey.