English-Turkish translations for bill:

fatura · faturalamak · hesap · yasa · banknot · tasarı · gaga · sevişmek · fiş · fatura etmek · fatura çıkarmak · bilet · ağız · kâğıt para · poster · other translations

bill fatura

There's gotta be a cell phone bill around here somewhere.

Buralarda bir yerde bir cep telefonu faturası olmalı.

Just send me a bill.

Bana bir fatura gönder.

Uh, here comes the bill.

Ah, işte geliyor fatura.

Click to see more example sentences
bill faturalamak

Everything included bills, cell phones, car, dock fees, the boat and also my father's expenses.

Her şey dâhil. Faturalar, cep telefonları, araba, liman ücreti tekne ve ayrıca babamın masrafları.

I did it for Rose, the kids, the bills!

Rose için, çocuklar için, faturalar için yaptım!

Don't worry about the bills.

Faturalar için endişe etme.

Click to see more example sentences
bill hesap

No bank account, no bills, driver's license, nothing.

Banka hesabı, fatura, sürücü belgesi, hiçbir şey yok.

Credit card accounts, doctor bills.

Kredi kartı hesapları. Doktor faturaları.

Beef and wine. The bill, let's go.

Et ve şarap. hesap, hadi gidelim

Click to see more example sentences
bill yasa

The education bill was a good example.

Eğitim yasası çok iyi bir örnek mesela.

First and foremost, we'd like to mourn our foreman bill Jones.

İlk ve en önemlisi, ustabaşımız Bill Jones'a yas tutuyoruz.

We need economic development flowcharts for the watershed bill sent over to Terry Womack's office.

Terry Womack'in ofisine gönderdiğimiz havza yasası için ekonomik gelişim diyagramına ihtiyacım var.

Click to see more example sentences
bill banknot

Oh, there's another bill in here.

Burada bir banknot daha var.

That's a dollar bill!

Bu bir dolarlık banknot!

A one hundred dollar bill.

Yüz dolarlık bir banknot.

Click to see more example sentences
bill tasarı

The bill doesn't matter, sir.

Tasarı önemli değil, efendim.

Well, who wrote that bill, senator?

O tasarıyı kim yazdı senatör?

Mr. President, the bill's ready.

Sayın Başkan, tasarı hazır.

Click to see more example sentences
bill gaga

Because he had a very big bill! LA LA LA LA yuk yuk yuk!

Çünkü çok büyük bir gagası varmış! LA LA LA LA yuk yuk yuk! Ooh.

Penguins may be featherweights by comparison but they have razor sharp bills and a feisty character.

Penguenler foklara kıyasla çok ufak kalıyor olabilir. Ama jilet gibi keskin gagaları ve ateşli bir karakterleri var.

The raven's bill is more suited to leftovers.

Kuzgunun gagası daha çok arta kalanlar için uygun.

Click to see more example sentences
bill sevişmek

Uncle Bill loves you.

Bill Amca seni seviyor.

Bill, do you love me?

Bill, beni seviyor musun?

Everyone loved Bill.

Herkes Bill'i severdi.

Click to see more example sentences
bill fiş

A dollar bill, maybe.

Bir dolarlık fiş, belki.

Mr. Carpenter's incidentals bill.

Bay Carpenter'ın alışveriş fişleri var.

bill fatura etmek

And he doesn't just bill.

Ve sadece fatura etmiyor.

Julio insisted to pay the bill.

Julio faturayı ödemek için ısrar etti.

bill fatura çıkarmak

Maybe, if Walsh hadn't rammed that anti-felon bill through the lege.

Olabilir, eğer Walsh suçsuzluk yasası ile ilgili bir fatura çıkarmazsa.

bill bilet

He and Jones booked a private plane to Billings, Montana.

O ve Jones özel bir uçakla Montana, Billings'e bilet almışlar.

bill ağız

Yeah, well, Big Bill has a big mouth.

Evet, Büyük Bill'in büyük bir ağzı var.

bill kâğıt para

The new hundred dollar bill.

Yeni bir yüz dolarlık kâğıt para.

bill poster

Those guys, those bill posters.

O adamlar, poster sahipleri.