English-Turkish translations for bite:

ısırık · ısırmak · lokma · ısırma · yemek · sıkmak · sokmak · bit · oltaya gelmek · acı, acıtmak, acımak · çiğnemek · other translations

bite ısırık

I took a bite out of it and it's kind of cold, but it's still good.

Ben bir ısırık aldı ve bu kadar soğuk gibi, ama yine de iyi.

Just one more bite.

Sadece bir ısırık daha.

Now, on this one take a bite and smile.

Şimdi, burada bir ısırık al ve gülümse.

Click to see more example sentences
bite ısırmak

Who wants a bite of this nice, delicious steak?

Kim bu lezzetli, güzel bifteği ısırmak istiyor?

Be quiet or I'll bite you

Sessiz ol, yoksa seni ısırırım.

Okay, all right, I'll bite.

Peki, tamam, Ben ısıracağım.

Click to see more example sentences
bite lokma

You look like a good bite, but I'm not. I'm not.

Sen iyi bir lokma gibi görünüyorsun, ama ben değilim.

Take one bite and I leave you alone.

Bir lokma ye, ben de seni yalnız bırakayım.

No, I couldn't eat another bite.

Hayır, bir lokma daha yiyemem.

Click to see more example sentences
bite ısırma

I decided to bite her and we're gonna be together forever.

Onu ısırmaya karar verdim ve sonsuza kadar birlikte olacağız.

She liked to bite things and had four sharp teeth.

Bir şeyleri ısırmayı severdi ve dört keskin dişi vardı.

Please don't bite me again, Mummy!

Lütfen bir daha beni ısırma anneciğim!

Click to see more example sentences
bite yemek

Take one bite and I leave you alone.

Bir lokma ye, ben de seni yalnız bırakayım.

Well, bite my shiny metal face.

O benim parlak metal yüzümü yesin.

You haven't had a bite all day Eat a biscuit

Bütün gün hiçbir şey yemedin bir bisküvi ye

Click to see more example sentences
bite sıkmak

Nim was scratching hard, he was biting harder, biting more often, biting more people.

Nim daha sert tırnaklıyor, daha da sert, daha sık ve çok kişiyi ısırıyordu.

Look, if this guy feels cornered, he's gonna bite, okay?

Bak, bu adam köşeye sıkıştığını hissederse, ısırır, tamam mı?

I'm just Bite your teeth hard

Ben sadece Dişlerini sık.

Click to see more example sentences
bite sokmak

Do you have anything for mosquito bites?

Sivrisinek sokması için bir şey var mı?

Snake bite, two years ago at Chaco.

İki yıl önce Chaco'da yılan soktu..

We found our mini-cake bites.

Biz bizim mini-kek sokması bulundu.

Click to see more example sentences
bite bit

Bite me and get it over with.

Isır beni ve bu bitsin.

bite oltaya gelmek

They're biting pretty good today.

Bugün oltaya iyi geliyorlar.

bite acı, acıtmak, acımak

The spider's bite is painless.

Örümcek ısırığı acısız olur.

bite çiğnemek

Teeth are for chewing, for biting,

Dişlerin çiğnemek ve ısırmak için.