English-Turkish translations for blade:

bıçak · kılıç · jilet · ağız · yaprak · bıçak ağzı · hançer · kanatlı · pervane · kürek · other translations

blade bıçak

Angel blade won't work, because I'm not an Angel anymore.

Melek bıçağı işe yaramaz çünkü ben artık bir melek değilim.

Give me another blade.

Başka bir bıçak ver.

Killer used a long, smooth blade.

Katil uzun, düz bir bıçak kullanmış.

Click to see more example sentences
blade kılıç

What kind of blade?

Ne çeşit bir kılıç?

And the blade is no ordinary metal.

Ve kılıç sıradan bir metal değildir.

A fine blade.

Güzel bir kılıç.

Click to see more example sentences
blade jilet

Swallowed a dozen razor blades.

Bir düzine jilet yutmuş.

There's probably six razor blades in it.

Muhtemelen içinde altı tane jilet vardır.

Boris The Blade?

Jilet Boris mi?

Click to see more example sentences
blade ağız

And that blade is no ordinary metal.

Ağzı da öyle sıradan bir metal değil.

Life, sadness, loneliness, setbacks, anger, knife blades, love and fish sauce.

Hayat, üzüntü, yalnızlık, başarısızlıklar, kızgınlık, bıçak ağızları, aşk ve balık sosları.

Eh, this blade's covered in blood, tissue, bone fragments.

Bu testere ağzı, kan, doku ve kemik parçalarıyla kaplı.

Click to see more example sentences
blade yaprak

Each blade and bloom meticulously plotted and labeled.

Her yaprak ve çiçek dikkatle çizildi ve işaretlendi.

A blade of grass, a bush, a tree.

Bir yaprak ot, bir çalı, bir ağaç.

A single blade of grass.

Tek bir çimen yaprağı.

Click to see more example sentences
blade bıçak ağzı

Life, sadness, loneliness, setbacks, anger, knife blades, love and fish sauce.

Hayat, üzüntü, yalnızlık, başarısızlıklar, kızgınlık, bıçak ağızları, aşk ve balık sosları.

The blade and chalice guarding o'er her gates

Bıçak ağzı ve kadeh muhafızlık ediyor kapısında.

The weapon was an extremely sharp, wide-blade knife.

Silah son derece keskin, geniş ağızlı bir bıçak.

Click to see more example sentences
blade hançer

A dagger of Damascus steel with a curved blade.

Kavisli bir bıçağı olan, Şam çeliğinden bir hançer.

The blade is dangerous, Jeremiah.

Hançer çok tehlikeli, Jeremiah.

and scraping a dull blade of a rusty knife around your scalp with a saw-like motion.

ve kör bir hançer ya da paslı bir bıçakla kafa derinizin etrafını testere gibi kazıdığını düşünün.

blade kanatlı

It's a four-blade, standard ceiling fan.

Dört kanatlı, standart bir vantilatör.

Shroud-Blade of Sha'roth!

Sha'roth'un Kanatlı Kılıç'ı!

blade pervane

Built-in helicopter blades.

Dahili helikopter pervaneleri.

The blade severedyour femoral artery.

Pervane femoral arterini kesmiş.

blade kürek

Shoulder blades down.

Omuz kürekleri aşağı.