English-Turkish translations for blank:

boş · boşluk · boş kâğıt · açık · kurusıkı · çıkarmak · ifadesiz · silmek · beyaz · other translations

blank boş

My first day out, he gave me a blank sheet of paper and he said, "That's your future.

Çıktığım ilk gün, bana boş bir kağıt parçası verdi ve dedi ki, "İşte geleceğin bu.

A blank screen and a lot of wasted electricity.

Boş bir ekran ve boşa gitmiş bir sürü elektrik.

This is a blank canvas, is what this is.

Bu da boş bir tuval gibi bir şey.

Click to see more example sentences
blank boşluk

It says, "Master Chess Certificate awarded to" and there's a blank here for a name

Diyor ki, "Usta Satranç Sertifikası sunulmuştur" burada bir isim için bir boşluk var

Years later, Rip, after intensive psychotherapy, started filling in the blanks.

Yıllar sonra, Rip, yoğun bir psikoterapiden sonra boşlukları doldurmaya başladı.

I'm drawing a blank here.

Buraya bir boşluk çiziyorum.

Click to see more example sentences
blank boş kâğıt

My first day out, he gave me a blank sheet of paper and he said, "That's your future.

Çıktığım ilk gün, bana boş bir kağıt parçası verdi ve dedi ki, "İşte geleceğin bu.

Because that envelope is full of blank paper or your dry cleaning receipts.

Çünkü bu zarf boş kağıtlarla ya da senin kuru temizleme faturalarınla dolu.

And it's blank, so it doesn't belong to a student.

Ayrıca kağıt boş. Yani bir öğrenciye ait değil.

Click to see more example sentences
blank açık

And the marriage certificate will be our blank cheque.

Ve evlilik cüzdanımız bizim için açık çek olacak.

Like a blank cheque, it has no value.

Tıpkı bir açık çek gibi bir değeri yok.

Here's a blank check.

İşte bir açık çek.

Click to see more example sentences
blank kurusıkı

This time, they're not blanks.

Bu kez kurusıkı değiller.

Ronald, they're just blanks, sweetheart. terribly difficult.

Ronald, onlar kurusıkı, canikom. inanılmaz zor.

The big guy shootin' blanks?

Koca adam kurusıkı atıyor?

Click to see more example sentences
blank çıkarmak

My first day out, he gave me a blank sheet of paper and he said, "That's your future.

Çıktığım ilk gün, bana boş bir kağıt parçası verdi ve dedi ki, "İşte geleceğin bu.

I completely blanked.

Aklımdan tamamen çıkmış.

blank ifadesiz

His face-blank, man.

Yüzü tamamen ifadesiz.

blank silmek

But one day, everything was blanked plants, animals

Ama bir gün beyaz, her şeyi sildi bitkileri, hayvanları

blank beyaz

But one day, everything was blanked plants, animals

Ama bir gün beyaz, her şeyi sildi bitkileri, hayvanları