English-Turkish translations for bleach:

çamaşır suyu · beyazlatıcı · ağartıcı · other translations

bleach çamaşır suyu

On a real weekend, the real Ted wears a pair of jeans and a sweatshirt with bleach stains on it.

Gerçek bir hafta sonunda gerçek Ted yalnızca bir kot ve üzerinde çamaşır suyu lekeleri olan bir tişört giyer.

I've got crystal-clear enamel, bleach, acetone, rubbing alcohol, and empty bags of ice.

Kristal berraklığında emaye var. Çamaşır suyu, aseton alkol, buz ve boş çanta

There's bleach in your cleaning products.

Temizlik ürünlerinin içinde çamaşır suyu var.

Click to see more example sentences
bleach beyazlatıcı

Ammonia, antifreeze, bleach, a broom handle nail polish.

Amonyak, antifriz, beyazlatıcı, süpürge sapı Tırnak cilası.

Ammonia, antifreeze, bleach, a broom handle

Amonyak, antifriz, beyazlatıcı, süpürge sapı

Antifreeze, ammonia, bleach, broom handle, cut phone cords.

Antifriz, amonyak, beyazlatıcı, süpürge sapı, kesik telefon kabloları.

Click to see more example sentences
bleach ağartıcı

Contains bleach The other main ingredient is sodium hydroxide

İçinde ağartıcı madde var. Diğer ana bileşeni, sodyum hidroksit.

Kitty, it's bleach and lighter fluid.

Kitty, çamaşır suyu ve ağartıcı koyduk.