English-Turkish translations for bleak:

kasvetli · soğuk · other translations

bleak kasvetli

I mean, it's a pretty bleak ending to a book, so shouldn't we leave people with some hope?

Yani bu bir kitap için çok kasvetli bir son insanlara biraz umut bırakmamız gerekmez mi?

And, that's such a bleak thought.

Ve, bu çok kasvetli bir düşünce.

Oh, thou bleak and unbearable world

Seni kasvetli ve çekilmez dünya

Click to see more example sentences
bleak soğuk

And Mercury is tiny, bleak, and super hot, the result of a monster collision.

Ve Merkür çok küçük, soğuk ve çok sıcak. Devasa bir çarpışmanın sonucu.

Northern Canada in winter is a bleak and unpromising land for any hunter.

Kuzey Kanada, kışın her avcı için; soğuk, kasvetli ve bir şey vadetmeyen bir yerdir.

It's a bleak, quiet world.

Soğuk ve sessiz bir dünya.

Click to see more example sentences