English-Turkish translations for blessing:

lütuf · iyilik · nimet · kutsama · dua · bereket · hayır dua · takdis · onay · other translations

blessing lütuf

It's a blessing that you remember some things at least

Bu bir lütuf en azından bir şeyler hatırlıyor olmalısın.

Sometimes these things can be a blessing.

Bazen böyle şeyler bir lütuf olabilir.

No. It's a blessing, really.

Bu bir lütuf gerçekten.

Click to see more example sentences
blessing iyilik

Well, thanks for the interview and good luck and God bless you.

Görüşme için teşekkürler ve iyi şanslar ve Tanrı sizi korusun.

Good night, Sir Aaron, God bless you.

İyi geceler Sör Aaron, Tanrı sizi kutsasın.

Good morning, Miss Elliot, and God bless.

İyi günler, Bayan Elliot, ve Tanrı sizi korusun.

Click to see more example sentences
blessing nimet

Children are a blessing, but also, a part of you that's gone forever.

Çocuklar bir nimet, aynı zamanda, sizin bir parçanız sonsuza dek gitti.

As I said before, it's a blessing in disguise.

Daha önce de söylediğim gibi bu bir nimet.

maybe it's a blessing.

belki de bu bir nimet.

Click to see more example sentences
blessing kutsama

You know, a great voice isn't only a blessing, it's also a choice.

Harika bir ses, sadece bir kutsama değil, aynı zamanda bir seçimdir.

Is it not a great blessing?

Bu büyük bir kutsama değil mi?

I'll take that as a blessing holy man.

Bunu bir kutsama olarak alacağım kutsal adam.

Click to see more example sentences
blessing dua

There is a blessing for everything.

Her şey için bir dua vardır.

Rabbi, is there a blessing for a sewing machine?

Haham Efendi, dikiş makinesi için bir dua var mı?

Today, a special blessing.

Bugün özel bir dua edeceğiz.

Click to see more example sentences
blessing bereket

God blessed them and said be fruitful and multiply.

Tanrı onları kutsadı. Bereketli ve üretken olun dedi.

Hanumant Singh is sitting right here. Take my blessings.

Hanumant Singh oturuyor Tam burada. benim bereket atın.

My wisdom is both a blessing and a curse.

Bilgeliğim hem bir bereket hem de bir lanet.

Click to see more example sentences
blessing hayır dua

It's kind of a blessing.

Bir tür hayır duası.

Is there a proper blessing for the Tzar?

Çar'a uygun bir hayır duası var mıdır?

A blessing for the Tzar?

Çar'a uygun bir hayır dua mı?

blessing takdis

Madness would be a blessing!

Çılgınlık bir takdis olurdu!

And God blessed the seventh day and sanctified it.

Ve Tanrı yedinci günü kutsal kıldı ve onu takdis etti.

Guru Nanak must have blessed me.

Guru Nanak beni takdis etmiş olmalı.

blessing onay

You just gave me your blessing.

Az önce bana onayını verdi.