English-Turkish translations for bliss:

mutluluk · Saadet · neşe · keyif · other translations

bliss mutluluk

That's the land of socialism and universal bliss for you.

Bu senin için sosyalizmin ve evrensel mutluluğun toprakları.

All right, a kiss doesn't mean bliss.

Pekâlâ, bir öpücük mutluluk demek değildir.

Just pure bliss.

Sadece saf mutluluk.

Click to see more example sentences
bliss Saadet

Because I have something more powerful than bliss.

Çünkü elimde saadetten daha güçlü bir şey var.

'A kind of pure joy, a blissful emptiness and no pain.

Saf memnuniyet gibi bir şey. Saadet dolu bir boşluk. Ve acı yok.

This is bliss.

İşte saadet bu.

Click to see more example sentences
bliss neşe

Everything was full of peace and bliss.

Her şey huzur ve neşe doluydu.

For one or two of your "slippery blisses," you'll lose your freedom permanently.

Senin bir iki "kaygan neşe" için sonsuza kadar özgürlüğünü kaybedeceksin.

Call it a kind of bliss, an unquestioning serenity.

Buna, bir tür neşe, sorgusuz bir dinginlik diyebiliriz.

Click to see more example sentences
bliss keyif

A very blissful peace.

Çok keyifli bir huzur.