English-Turkish translations for block:

blok · sokak · engellemek, engelleyici · kapamak · bloke etmek · engel · taş · kesmek · kütle · önlemek · other translations

block blok

We do get a very generous lunch break and there's a little hotel a few blocks from here.

Çok cömert bir öğle yemeği yiyebilir ve buradan birkaç blok uzaklıkta bir otel var.

Just a few more blocks.

Sadece birkaç blok daha.

She lived three blocks away.

Üç blok ötede oturuyordu.

Click to see more example sentences
block sokak

There's a very good school about a block away.

Bir sokak ötede çok iyi bir okul var.

It's just a few blocks.

Bir kaç sokak ötede.

He lives three blocks away.

Üç sokak ötede yaşıyor.

Click to see more example sentences
block engellemek, engelleyici

Dude, you just block everybody, Or do you really only have three friends?

Dostum, herkesi engelledin mi yoksa gerçekten sadece üç arkadaşın var?

Looks like something's blocking the door.

Bir şeyler kapıyı engelliyor gibi görünüyor.

There's something blocking the data packets.

Veri paketlerini engelleyen bir şeyler var.

Click to see more example sentences
block kapamak

Don't block the road! Either go this way or that way!

Yolu kapatma! ya bu taraftan git yada bu taraftan!

Yeah, and it's blocking this thing here.

Evet, ve buradaki şeyi de kapatıyor.

Block every possible exit.

Olası her çıkışı kapatın.

Click to see more example sentences
block bloke etmek

No, not without blocking ourselves, too, sir.

Hayır, kendimizi de bloke etmeden olmaz, efendim.

That bastard has blocked everything.

O alçak her şeyi bloke etti.

Something powerful is blocking my telepathic gift.

Güçlü bir şey telepatik gücümü bloke ediyor.

Click to see more example sentences
block engel

Some kind of mental block.

Bir çeşit zihinsel engelmiş.

Your mother had always been a stumbling block for me.

Annen benim için her zaman bir engel oldu.

Well, you blocked him, right?

Ona engel oldun değil mi?

Click to see more example sentences
block taş

Mr. Knox, sir, let's do tricks with bricks and blocks, sir.

Bay Knox, efendim, haydi tuğla ve taşlarla oyunlar yapalım efendim.

Bricks and blocks on fox and box.

Tuğla ve taş, tilki ve kutu üzerinde.

The building blocks of all Cybertronian life.

Tüm Cybertron yaşam formlarının yapı taşı.

Click to see more example sentences
block kesmek

Blocked by a freight train.

Bir yük treni yolumuzu kesti.

Police road block.

Polis yolu kesmiş.

And another effort blocked away by Casillas.

Ve başka bir atak daha Casillas tarafından kesiliyor.

Click to see more example sentences
block kütle

I can't believe a year ago I was still frozen in block of ice.

Ben de bir yıl önce, bir buz kütlesinin içinde olduğuma inanamıyorum.

block önlemek

Then a repressor protein, that blocks the operating cells.

Peki ya etki gösteren hücreleri engelleyecek önleyici bir protein