English-Turkish translations for blood:

kana, kan · kanı · kanlı, kanlar · bile bile · tansiyon · soy · aile · kan bağı · yapı · akrabalık · huy · other translations

blood kana, kan

Look, there was too much blood there. I'd never seen so much blood in my life.

Bak çok fazla kan vardı, ben hayatımda hiç o kadar çok kan görmedim.

You wanna see blood?

Kan görmek ister misin?

This blood is clean, right?

bu kan temiz değil mi?

Click to see more example sentences
blood kanı

That's not even her blood.

Bu onun kanı bile değil.

That blood must be somewhere.

Kanı burada bir yerlerde olmalı.

We both share the same blood

İkimiz de aynı kanı paylaşıyoruz.

Click to see more example sentences
blood kanlı, kanlar

Oh, come on, it's blood money, and you know it.

Hadi ama, bu kanlı para ve sen de biliyorsun.

More like blood money.

Daha çok kanlı para gibi.

Could your blood be on it?

Üstünde senin kanın olabilir mi?

Click to see more example sentences
blood bile bile

Oh, come on, it's blood money, and you know it.

Hadi ama, bu kanlı para ve sen de biliyorsun.

Even if the blood is mine?

Kan benim olsa bile mi?

You sure know a lot about blood.

Kan hakkında amma çok şey biliyorsun.

Click to see more example sentences
blood tansiyon

That's when the high blood pressure started, right?

Yüksek tansiyon da o zaman başlamıştı, değil mi?

I've got high blood pressure.

Bende yüksek tansiyon var.

Look, you need counseling.. And I need a blood pressure measuring machine. Help me.

Bak, senin bir danışmana benim de bir tansiyon ölçme makinesine ihtiyacım var.

Click to see more example sentences
blood soy

Sang real, it means "royal blood.

Sang real "Soylu kan" demek.

Maybe you have noble blood.

Belki, soylu kan sende de vardır.

A bride of royal blood.

Kraliyet soyundan bir gelin.

Click to see more example sentences
blood aile

They needed a family member for a blood transfusion, and I gave the doctors Jack's number.

Kan nakli için bir aile üyesine ihtiyaçları vardı ve ben de doktorlara Jack'in numarasını verdim.

They're my children, my family, my own flesh and blood

Onlar benim çocuklarım, ailem, kendi etim ve kanım.

See, only true blood will keep this family alive.

Sadece doğru kan bu aileyi hayatta tutar.

Click to see more example sentences
blood kan bağı

Blood is more important.

Kan bağı daha önemli.

That. And our family blood.

O ve aramızdaki kan bağı.

Guess it's the blood ties.

Sanırım, bu kan bağı.

Click to see more example sentences
blood yapı

So, Mrs. Maier's blood structure is just like all the others we've examined, huh?

Bayan Maier'ın kan yapısı diğer bütün muayene ettiklerimiz gibi, değil mi?

Rachel subject seven's blood chemistry is all wrong.

Rachel yedinci kobayın kan yapısı tamamen yanlış.

CBC, blood cultures, chem panel.

Kan sayımı, kan kültürü, kimya yapısı.

Click to see more example sentences
blood akrabalık

Cosi's blood tie to El Condor makes him a liability.

Cosi'nin El Condor ile olan akrabalığı onu bir yük yapıyor.

Yes, Mahratta blood in there somewhere.

Evet Mahratta'yla uzaktan akrabalığı var.

blood huy

One is a benign blood pressure medication.

Bir tanesi iyi huylu tansiyon ilacı.

He has a blood condition benign familial erythrocytosis.

Kanında özel durum var. İyi huylu genetik eritrositoz.