English-Turkish translations for board:

kurul · tahta · yönetim kurulu · pano · kartlar, kart · pansiyon · sörf · masa · binmek · oda · yemek · güverte · heyet · levha · kalas · kaykay · oyun tahtası · yiyecek · meclis · komisyon · borda · ilan tahtası · kara tahta · other translations

board kurul

What I'm trying to say is this is a board meeting and you're not a member.

Söylemeye çalıştığım şey, bu bir yönetim kurulu toplantısı ve sen bir üye değilsin.

Alex, you would make a fine board member, but Bailey will make an exceptional one.

Sen çok iyi bir kurul üyesi olurdun Alex ama Bailey muhteşem olacak.

Is this the United States Congress or the board of directors of Goldman Sachs?

Bu Birleşik Devletler Kongresi mi yoksa Goldman Sachs'ın yönetim kurulu mu?

Click to see more example sentences
board tahta

Look, it's this really great board game.

Bakın, bu gerçekten harika bir tahta oyunu.

Have you got another board?

Bir tane daha tahta var mı?

What kind of board is this?

Bu nasıl bir sörf tahtası?

Click to see more example sentences
board yönetim kurulu

What I'm trying to say is this is a board meeting and you're not a member.

Söylemeye çalıştığım şey, bu bir yönetim kurulu toplantısı ve sen bir üye değilsin.

This guy's a legend, like the Chairman of the Board!

Bu adam bir efsane. Yönetim kurulu başkanı gibi.

The whole school board will be there.

Okulun tüm yönetim kurulu orada olacak.

Click to see more example sentences
board pano

Is this for the St. Louis Tourist Board?

Bu St. Louis Turist Panosu için mi?

No, no one on that board.

Hayır, bu panoda öyle biri yok.

The goddamn board must be busted.

Lanet olası pano bozulmuş olmalı.

Click to see more example sentences
board kartlar, kart

It's just a magnetic switch, circuit board delay, military blasting cap, and a couple of pipes.

Bu sadece bir manyetik anahtarı, devre kartı gecikme, askeri patlatma kap, ve borular bir çift.

Yeah, this and the printed circuit board from your P.D.A.

Evet, bu ve sizin P.D.A'nın baskılı devre kartı.

Yeah, the super-elevator board.

Evet, süper yükseliş kartı.

Click to see more example sentences
board pansiyon

Camera, boarding house, apartment, and now keys.

Kamera, pansiyon, daire ve şimdi de anahtarlar.

Bring him to this address, it's a boarding house.

Onu bu adrese getir, orası bir pansiyon.

Room and board.

Oda ve pansiyon.

Click to see more example sentences
board sörf

Oh yeah, yeah that board.

Oh evet o sörf tahtası.

General, what about the board?

General, peki ya sörf tahtası?

What kind of board is this?

Bu nasıl bir sörf tahtası?

Click to see more example sentences
board masa

It's a board game!

Bu bir masa oyunu!

There's a hair dryer and an ironing board in every room.

Her odada saç kurutma makinesi ve ütü masası var.

It's like dancing with my mother's ironing board!

Bu, annemin ütü masasıyla dans etmeye benziyor.

Click to see more example sentences
board binmek

Gravity zero, oxygen level yellow, ready to board the John A. Warden.

Yer çekimi sıfır, oksijen seviyesi sarı. John A. Warden'a binmek için, Hazır.

ls it a great plan to buy ticket and board train?

Bu iyi bir plan bilet almak ve trene binmek?

Board it. That's not my ship anymore.

Gemiye binin, o artık benim gemim değil.

Click to see more example sentences
board oda

Signed, George F Babbitt, Secretary, Zenith Chamber of Commerce, Chairman of the Church Board.

İmza, George F Babbitt, Sekreter," "Zenith Ticaret Odası, Kilise Komitesi Başkanı.

Only room and board?

Sadece oda ve yemek mi?

An animal in the board room and the bedroom.

Yönetim odasında ve yatak odasında hayvan gibi

Click to see more example sentences
board yemek

Yeah. Oh, two days bed and board.

Oh, iki gün yatak ve yemek.

Only room and board?

Sadece oda ve yemek mi?

And she's offered me room and board at Grayson Manor.

Bana Grayson Malikanesinde bir oda ve yemek teklif etti.

Click to see more example sentences
board güverte

ls Commander Spock on board, sir?

Kumandan Spock, güvertede mi efendim?

Commander Data welcome on board.

Binbaşı Data, güverteye hoş geldiniz.

Welcome on board, Inspector.

Güverteye hoş geldin, Müfettiş.

Click to see more example sentences
board heyet

We have another board meeting on Monday.

Pazartesi başka bir heyet toplantımız var.

The board of directors, the trustees and Mr Nolan.

Yönetim kurulu, mütevelli heyeti ve Bay Nolan.

The board has just approved a new non-fraternization policy.

Heyet az önce yeni bir 'arkadaş olunmama' politikası onayladı.

Click to see more example sentences
board levha

The circuit board is damaged.

Devre levhası zarar görmüş.

You have the sub-circuit board?

Alt devre levhası sizde mi?

Where's the sub-circuit board?

Alt devre levhası nerede?

Click to see more example sentences
board kalas

These old boards are pretty moldy.

Bu eski kalaslar epey küflü.

Same coverage, less boards.

Aynı kaplama, daha az kalas.

Ditch-cover-board, damp and soggy all year round.

Hendek-kaplama-kalas, bunca yıldır ıslak ve sulu.

board kaykay

Okay, give me a board.

Bana bir kaykay verin.

Nice board, Shepherd.

Güzel kaykay, Shepherd.

A hoverboard is a board that hovers on magnetic energy.

Uçan kaykay, manyetik enerjiyle havada duran bir kaykay.

board oyun tahtası

Look, it's this really great board game.

Bakın, bu gerçekten harika bir tahta oyunu.

Let's play a board game.

Hadi tahta oyunu oynayalım.

Look, it's a game board bonanza.

Bak, bu bir oyun tahtası madeni.

board yiyecek

Do they have food on board?

Uçakta yiyecek bir şeyler var mı?

Electricity, housing board, healthy food and free education.

Elektrik, konut ihtiyacı, sağlık, yiyecek ve ücretsiz eğitim.

Basketball, boarding, and dogs.

Basketbol, yiyecek ve köpekler.

board meclis

Monica votes for Raviga's board seat.

Monica için Raviga meclisinde bir koltuk.

General Oblation Board

Hükmi Adak Meclisi

board komisyon

But the parole board kept him in for another seven years.

Ama şartlı tahliye komisyonu onu yedi yıl daha içeride tutmuş.

board borda

I owe you for three days' room and board.

Size üç günlük oda ve yemek borcum var.

board ilan tahtası

George, George, school board just fired me.

George, George, okulun ilan tahtası bana ateş etti.

board kara tahta

Black boards to Balanagar Govt., school,

Balanagar Lisesi'ne kara tahtalar gitti.