English-Turkish translations for body:

ceset · vücut · bedensel, beden · üzeri · kişi · gövdeli, gövde · birlik · organ · ten · vücutlu · cisim · grup · cenaze · miktar · kütle · kaporta · heyet · madde · şekil vermek · other translations

body ceset

You've never seen a dead body before, have you?

Daha önce hiç ceset görmedin, değil mi?

We found another body.

Başka bir ceset bulduk.

Lots of blood, no body.

Bir sürü kan, ceset yok.

Click to see more example sentences
body vücut

Well, any man with such a strong name and strong body Probably has exactly what I need.

Şey, güçlü bir ismi ve güçlü bir vücudu olan bir erkek muhtemelen tam ihtiyacım olan şeye sahiptir.

This is my body too

Bu benim de vücudum.

Your body is telling you something?

Vücudun sana bir şeyler mi söylüyor?

Click to see more example sentences
body bedensel, beden

But a body, a dead body wait a minute.

Ama bir beden, ölü bir beden durun bir dakika.

Tom, it's my body.

Tom, bu benim bedenim.

If a body falls in a fake forest, does it make a noise?

Eğer bir beden çakma bir ormana düşerse, ses yapmaz mı?

Click to see more example sentences
body üzeri

Found a body, shot in head, there's a cell phone on the body.

Bir ceset bulundu, kafasından vurulmuş, üzerinde de bir telefon var.

Gotta do a few more tests on the body.

Ceset üzerinde bir kaç test daha yapmam gerek.

Wallets, watches, everything was left on their bodies.

Cüzdanları, saatleri, her şey cesetlerin üzerinde kaldı.

Click to see more example sentences
body kişi

Four military vehicles, one transport seven, maybe eight bodies. Ours?

Dört askeri araç, bir transport yedi, belki de sekiz kişi.

Come on, seven dead bodies, three in hospital, a building destroyed.

Haydi, yedi ceset var, üç kişi hastanede, bir bina mahvoldu.

Three have seen him, yes, but not his body.

Evet üç kişi gördü, ama bedenini değil.

Click to see more example sentences
body gövdeli, gövde

It's a new body.

Bu yeni bir gövde.

Italian design, stainless steel body, chrome finish.

İtalyan tasarımı, paslanmaz çelik gövde, krom kaplama.

It would seem to be an intact tomb, with a sarcophagus and a body.

El değmemiş bir mezar gibi görünüyor, bir lahit ve gövdeyle beraber.

Click to see more example sentences
body birlik

Movies are filled with violence, blood, and bodies, naked bodies, writhing together, glorifying fornication!

Filmler şiddet ve kan dolu, ve vücutlar, çıplak vücutlar, birlikte kıvranıp, zinayı övüyorlar.

Her body's with the King, and he's tickling her feet.

Vücudu Kral ile birlikte, ve o onun ayağını gıdıklıyor.

It's run by the AAU the Amateur Athletic Union, our national governing body.

AAU tarafından düzenleniyor Amatör Atletizm Birliği, bizim ulusal yönetim kurulu.

Click to see more example sentences
body organ

We supply organ transportation. Not just body bags and rubber gloves.

Biz organ naklini sağIıyoruz, sadece lastik eldiven ve çanta değil.

Do you know the largest organ in the human body?

İnsan vücudunda ki en büyük organı biliyor musun?

Again, he took the bodies.

Yine, o organları aldı.

Click to see more example sentences
body ten

Her soft skin, sweet lips young, firm body.

Yumuşak teni, tatlı dudakları, genç, diri vücudu.

I owe you an apology, Body-Suit Man.

Sana özür borçluyum, Ten Kıyafetli Adam.

Petty Officer Dobbs's body left Kuwait an hour ago.

Astsubay Dobbs'ın tabutu bir saat önce Kuveyt'ten ayrıldı.

Click to see more example sentences
body vücutlu

Young, exciting, with a nice body.

Genç, heyecan verici, güzel vücutlu.

Angelic face, devil's body and also a tennis player.

Melek yüzlü, şeytan vücutlu ve bir de tenis oyuncusu.

I'm an able-bodied seaman.

Ben fit vücutlu bir denizciyim.

body cisim

The ankle is curiously swollen and full of foreign bodies.

Bilek garip bir biçimde şişmiş ve yabancı cisim dolu.

Not his abdomen,In his neck.A carotid body tumor Causes trouble swallowing. food presses against the vagus nerve,And causes the fainting.

Karnında değil, boynunda. Bir karotid cisim tümörü yutma güçlüğüne neden olabilir. Yiyecekler vagusa bası yapar, bu da bayılmaya neden olur.

Lewy body dementia.

Lewy cismi demansı.

body grup

A bunch of little girls brought a dead body here?

Bir grup kız çocuğu buraya bir ceset mi getirdi yani?

Later, a group went back and buried the bodies.

Sonra bir grup geri döndü ve cesetleri gömdü.

Blood type, body mass, response time.

Kan grubu, kütle, tepki süresi.

body cenaze

Seriously, there's a body at Weaver Funeral Home without a death certificate.

Cidden, Weaver cenaze evinde ölüm belgesi olmayan bir ceset varmış.

We had a funeral but we never found his body.

Bir cenaze töreni yaptık ama cesedini hiç bulamadık.

I have to find her body,find a piece of clothing,something anything to give her a proper burial.

Onun cesedini bulmalıyım, kıyafetinden falan bir parça bulmalıyım. Ona uygun bir cenaze düzenlemem için herhangi bir şey

body miktar

But my body also contains other elements in smaller amounts, like iron.

Ama vücudumda demir gibi diğer elementler de küçük miktarlarda bulunur.

The excessive body hair.

Aşırı miktarda vücut kılı.

Your body produces abnormal amounts of an enzyme called Ubiquinone.

Vücudun Ubikuinon denen bir enzimden anormal miktarlarda üretiyor.

body kütle

When neutrinos collide with this body of water a whitish blue, "Cherenkov Light" is generated.

Nötronlar bu su kütlesiyle çarpıştığı zaman, beyazımsı mavi bir "Cherenkov Işığı" üretilir.

Blood type, body mass, response time.

Kan grubu, kütle, tepki süresi.

body kaporta

G-body Grand Prix.

G-Kaporta, Grand Prix.

body heyet

Jeremy Smith, student body president.

Jeremy Smith, öğrenci heyeti başkanıyım.

body madde

One-third of his body weight is Owens-Corning fiberglass insulation.

Bedeninin üçte biri Owens-Corning cam elyaf yalıtım maddesi ile kaplanmış.

body şekil vermek

I guess our body chemistry reacts differently in some way.

Sanırım vücut kimyalarımız bir şekilde farklı tepki veriyor.