English-Turkish translations for boil:

kaynar, kaynamak · kaynama, kaynatmak · çıban · haşlamak · kaynama noktası · pişirmek · fokurdamak · other translations

boil kaynar, kaynamak

Someone get me some boiling water and some clean cloth.

Birisi bana biraz kaynar su ve temiz bez getirsin.

That means either boiling water or steam.

Bu, kaynar su ya da buhar yanığı demek.

I said boiling water..

Kaynar su demiştim ben.

Click to see more example sentences
boil kaynama, kaynatmak

Greek yogurt, a gluten-free muffin, two hard-boiled eggs, one-third of a banana, and green tea.

Yunan yoğurdu, glütensiz çörek, iki kaynamış yumurta, muzun üçte biri ve yeşil çay.

Give him boiled water.

Ona kaynamış su ver.

Boiled water, sugar, boom.

Kaynamış su ve şeker. Boom.

Click to see more example sentences
boil çıban

It's just a big boil.

Sadece büyük bir çıban bu!

Like a boil!

Bir çıban gibi!

But there are no boils.

Ama çıban filan yok.

Click to see more example sentences
boil haşlamak

I boiled some potatoes and they left.

Biraz patates haşladım, sonra onlar gitti.

But, here, um, l-I boiled you some skinless chicken.

Ama buyur, sana biraz derisiz tavuk haşladım.

I made some kim bap and hard boiled eggs.

Biraz kim bap yaptım, biraz da yumurta haşladım.

boil kaynama noktası

Boiling Point is your company.

Kaynama Noktası senin şirketin.

Boiling Point Energy Drink"?

Kaynama Noktası Enerji İçeceği" mi?

In Yellowstone's thermal springs, the temperature is a constant near-boiling.

Yellowstone'un termal kaynaklarında sıcaklık daima kaynama noktasına yakındır.

boil pişirmek

Rice, raisins, carrots, steamed, not boiled and green tea.

Pilav, üzüm, havuç, buharda pişmiş, kaynatılmamış ve yeşil çay.

This lamb tastes like boiled dog.

Bu kuzu pişmiş köpeğe benziyor.

I'm not a soft-boiled egg.

Ben, az pişmiş yumurta değilim.

boil fokurdamak

At first boil, bubbles hiss and resemble tiny fish eyes.

İlk kaynamada, kabarcıklar fokurdar ve küçük balık gözlerini andırır.