English-Turkish translations for bold:

cesurca, cesur · cüretkar · gözüpek · kalın · iddialı · cesaretli · küstah · arsız · keskin · yürekli · other translations

bold cesurca, cesur

If you are listening, Jedi you've made a bold move and a grave mistake.

Eğer dinliyorsan Jedi Cesurca bir hamle yaptın ve de büyük bir hata.

Those are bold words, especially for a district attorney.

Bunlar cesur sözler, özellikle de bir bölge savcısına göre.

Those are pretty bold accusations, agent Gibbs.

Bunlar çok cesur suçlamalar Ajan Gibbs.

Click to see more example sentences
bold cüretkar

I've had an idea, John, rather a bold idea for an interview.

Bir fikrim var, John. Daha doğrusu, cüretkar bir röportaj fikri.

That's a bold request.

Çok cüretkar bir istek.

That's bold and brave.

Bu cüretkar ve cesurca.

Click to see more example sentences
bold gözüpek

Big, bold, beautiful America and we were so excited to be doing it.

Büyük, gözüpek, güzel Amerika ve bunu yapıyor olmak çok heyecanlıydı.

With action brave and bold

Cesur ve gözüpek bir hareket ile

I think Raymond Tusk is an exciting, bold idea.

Bence Raymond Tusk, heyecan verici, gözüpek bir fikir.

Click to see more example sentences
bold kalın

He likes big, bold headline cases

O büyük, kalın başlıkları seviyor.

Question mark, exclamation point, in bold.

Kalın soru işareti ve ünlem işareti.

Bold choice, Mr. Flintstone!

Kalın seçim, Bay Çakmaktaş!

Click to see more example sentences
bold iddialı

That's a very bold claim, Mr. Palmer.

Bu çok cüretkâr bir iddia Bay Palmer.

That's a bold claim.

Cesur bir iddia bu.

That's a bold claim, young lady.

Bu çok iddialı bir laf, genç bayan.

Click to see more example sentences
bold cesaretli

That's a Northern Temple style Bold Staff.

Bu, Kuzey Tapınağı tarzında, bir "Cesaret Asası".

I actually loved his boldness.

Aslında onun cesaretine hayrandım.

You have the boldness of a much-younger woman.

Çok daha genç bir kadının cesaretine sahipsin.

bold küstah

That is such a bold-faced lie!

Ne kadar küstahça bir yalan!

That's a vicious, flat-out, bold-faced lie and you know it!

Bu ahlaksızca, açıkça, küstahça bir yalan olduğunu biliyorsun!

Now, that is a bold assumption.

Bu çok küstahça bir yaklaşım.

bold arsız

Flowers, bold and brazen Snuggle and cootchie-coo

Çiçekler, cesur ve arsızca Kıvrılıp kucaklaşırlar.

It's bold, brazen, flamboyant.

Cüretkar, arsız ve şaşaalı.

bold keskin

A knife perhaps, a good sharp one, and a bold man to wield it.

Bir bıçak olabilir, sağlam, keskin bir tane bir de saplayacak cesur biri.

bold yürekli

He's enterprising aggressive outgoing young bold vicious.

O girişken agresif açık yürekli genç cesur ahlaksız.