English-Turkish translations for bolt:

cıvata · sürgülü, sürgü · şimşek · yıldırım · somun · kaçmak, kaçış · fırlamak · other translations

bolt cıvata

My great discovery of the afternoon has been this bolt and this piece of wire.

Öğleden sonraki büyük keşfim bu cıvata oldu. Ve bir parça da tel.

I cut off a woman's leg with a pair of bolt cutters.

Ben bir kadının bacağını kesti cıvata kesiciler bir çift.

Yeah, but without the neck bolts.

Evet ama boynunda cıvata olmadan.

Click to see more example sentences
bolt sürgülü, sürgü

No, no, it's two locks and a bolt.

Hayır, sadece iki kilit ve sürgü var.

It's locked and bolted to sinners like us.

Bizim gibi günahkarlar için kilitli ve sürgülü.

It's definitely not the bolt-gun killer.

Kesinlikle sürgülü silahlı katil değil.

Click to see more example sentences
bolt şimşek

Percy Jackson, bring me the bolt!

Percy Jackson, şimşeği bana getir!

It's a lightning bolt!

O bir şimşek, tamam mı?

Show me the bolt, McQueen!

Bana şimşeği göster, McQueen!

Click to see more example sentences
bolt yıldırım

We're fighting alongside an alien, an Amazon, A human lightning bolt, a cyborg, and a speedster.

Burada bir uzaylı, bir Amazon, bir insan yıldırım, bir cyborg ve süper hızlı biriyle yan yana savaşıyoruz.

Before Big Ben discovered things like democracy, lightning bolts, and the french, he discovered something much bigger

Koca Ben; demokrasi, fransız, ve yıldırım gibi şeyleri keşfetmeden önce, çok daha büyük bir şeyi keşfetmişti

Now he throws lightning bolts.

Şimdi de yıldırımlar fırlatıyor.

Click to see more example sentences
bolt somun

Please tighten all spools, nuts, bolts and detachable appendages.

Lütfen, vida, somun, sürgü ve ayrılabilir parçalarınızı sıkıştırın.

Tighten them bolts, Dom.'

Somunları iyi sıkıştırın, Dom!

Nuts and bolts, sprockets and spindles.

Somunlar ve civatalar, dişliler ve miller

bolt kaçmak, kaçış

In other words, Mr. Fogg has bolted.

Diğer bir deyişle, Bay Fogg kaçtı.

He saw me and he bolted.

Beni gördü ve korkup kaçtı.

G caught him, so St. Paris bolted.

G onu yakalayınca St. Paris kaçtı.

bolt fırlamak

Fighting me at every turn, your ambition the bolt hurled against my wishes.

Mücadele bana her fırsatta, senin hırs fırlattı cıvata benim isteklerine karşı.