English-Turkish translations for bond:

birleştirmek · bağa, bağ · bağı · senet · tahvil · bono · bağlar · birleşme · kefalet · anlaşma · ilişki · other translations

We also found translations for word bond in Turkish.

bond birleştirmek

But the important thing is that it's a bond between two people.

Ama önemli olan şey, bunun iki insan arasında bir bağ olması.

There's a bond between us.

Aramızda bir bağ var.

Folks, listen, you have a special bond.

Millet, dinleyin aranızda özel bir bağ var.

Click to see more example sentences
bond bağa, bağ

But the important thing is that it's a bond between two people.

Ama önemli olan şey, bunun iki insan arasında bir bağ olması.

There's a bond between a mother and a child

Anne ile çocuğu arasında bir bağ vardır

What kind of bond could that be?

Ne tür bir bağ olabilir ki?

Click to see more example sentences
bond bağı

She wants you. I can see the bond between you, and and it's beautiful.

O seni istiyor. aranızdaki bağı görebiliyorum sen ve ve bu çok güzel.

Is bond of marriage really such a cold affair?

Evlilik bağı bu kadar soğuk bir şey midir?

This ain't no legal bond!

Bunun yasal bir bağı yok!

Click to see more example sentences
bond senet

'Good dollars for fake bonds, fake dollars for good bonds.'

'Sahte senetler için güzel paralar, sahte paralar için güzel senetler.'

I have some bonds at home.

Evde bir kaç senet var.

Gambling debts, junk bonds

Kumar borçları, eroin senetleri

Click to see more example sentences
bond tahvil

The man's not an investor, he's a smuggler, be it bonds, drugs or whatever.

Adam yatırımcı değil, bir kaçakçı. Tahvil, uyuşturucu ya da ne olursa olsun.

Them bonds that was missing, Julia Wolf took them.

Şu kaybolan tahviller, onları Julia Wolf aldı.

It's just these bonds, Mr. Poirot.

Sorun, bu tahviller, Bay Poirot.

Click to see more example sentences
bond bono

My father had some bonds and investments,

Babamın biraz bono ve yatırımları vardı.

Stocks, bonds, a little bag of plutonium?

Hisse, bono, küçük bir torba plütonyum?

Good, solid state bonds.

Güzel, sağlam devlet bonoları.

Click to see more example sentences
bond bağlar

Weak and strong nuclear bonds

Zayıf ve güçlü nükleer bağlar

In this world there are bonds, deeper than blood.

Bu dünyada kandan daha derin bağlar var.

Gravity, nuclear bonds, electromagnetic fields

Yer çekimi, atomik bağlar, elektromanyetik alanlar

Click to see more example sentences
bond birleşme

This bond unites us as women and binds us as sisters.

Bu birleşme bizi kadınlar ve kardeşler gibi birbirine bağlar

Consider this a bonding experience.

Bunu bir birleşme deneyimi olarak düşün.

Those bonds are often very strong.

Bu birleşmeler genellikle çok güçlü olur.

bond kefalet

This isn't a bail bond, Max.

Bu bir kefalet işi değil, Max.

Mascone's Bail Bonds.

Moscone Kefalet Senetleri.

Mascone. Bail bonds.

Moscone Kefalet Bürosu.

bond anlaşma

You presume a great deal, Mr. Bond.

İyi bir anlaşma sunuyorsun, Bay Bond.

bond ilişki

There's a connection but there's no bond.

Bir ilişki var ama arada bir bağ yok.