English-Turkish translations for boon:

nimet · iyilik., iyilik · lütuf · other translations

boon nimet

Look, it's no secret Joe Purcell's death Was a huge boon for me, man.

Bakın, Joe Purcell'in ölümünün benim için büyük bir nimet olduğu sır değil.

Digital photography what a boon for the tribe, huh?

Dijital fotoğraf tekniği Neslimiz için ne büyük bir nimet.

These drugs are a boon in the medical profession.

Bu ilaçlar tıp mesleği içinde bir nimet.

Click to see more example sentences
boon iyilik., iyilik

Good night, Mr. Boone. Mrs. Lane.

İyi geceler, Bay Boone. Bayan Lane.

Good luck, Miss Boone. Oh.

İyi şanslar, Bayan Boone.

Good night, Boone.

Iyi geceler, Boone.

Click to see more example sentences
boon lütuf

What? Bless you.' And he granted me a boon.

"Tanrı seni korusun." Ve bana bir lütuf bahşetti.

The piano is a boon to me.

Bu piyano benim için bir lütuf.

Bart Bass has been a boon to Manhattan's skyline.

Bart Bass, Manhattan'ın silüeti için bir lütuf.