English-Turkish translations for bother:

rahatsız etmek · sıkmak · zahmet · canını sıkmak, can sıkmak · zahmet etmek · dert · merak etmek · sıkıntı · uğraşmak · sinir etmek · takmak · other translations

bother rahatsız etmek

Mrs. Lee, I'm very sorry to bother you again, But we have a few more questions.

Bayan Lee, tekrar rahatsız ettiğim için üzgünüm, ama size birkaç sorumuz daha var.

Apparently not, but it doesn't bother me too much.

Pek değil, ama bu beni rahatsız etmiyor.

It's something personal and I won't bother you any more.

Kişisel bir mevzu ve sizi bir daha rahatsız etmeyeceğim.

Click to see more example sentences
bother sıkmak

This is just a wild guess, but is something bothering you?

Bu sadece bir tahmin ama birşey canını sıkıyor?

Oh, something was bothering me, that's all.

Oh, Bir şey canımı sıkıyor, hepsi bu.

Is this kid bothering you, Kate?

Kate, Bu çocuk canımı sıkıyor?

Click to see more example sentences
bother zahmet

Don't bother, 'cause I never want to see you again.

Zahmet etme, çünkü seni bir daha görmek istemiyorum.

No. Don't bother, Sam.

Hayır zahmet etme Sam.

Don't bother, please.

Lütfen zahmet etme.

Click to see more example sentences
bother canını sıkmak, can sıkmak

This is just a wild guess, but is something bothering you?

Bu sadece bir tahmin ama birşey canını sıkıyor?

There's only one thing bothering me.

Canımı sıkan tek bir şey var.

But you know what bothers me?

Ama canımı sıkan ne, biliyor musun?

Click to see more example sentences
bother zahmet etmek

Don't bother, 'cause I never want to see you again.

Zahmet etme, çünkü seni bir daha görmek istemiyorum.

Get out. And don't bother coming back.

Defol ve geri gelmeye zahmet etme!

Don't bother, please.

Lütfen zahmet etme.

Click to see more example sentences
bother dert

At least, this one won't bother us anymore.

En azından bu bize artık dert olmayacak.

Don't bother her, all right?

Onu dert etme, tamam mı?

Don't bother, Bruce.

Dert etme, Bruce.

Click to see more example sentences
bother merak etmek

Don't worry, they won't bother you again.

Merak etme, seni bir daha rahatsız etmeyecek.

I'm sorry to bother you, I was just wondering how it's going.

Seni rahatsız ettiğim için, üzgünüm. Sadece nasıl olduğunu, merak ettim.

Don't worry, George, he won't bother you again.

Merak etme George, bir daha rahatsız etmeyiz.

Click to see more example sentences
bother sıkıntı

Books and bother killed my mother.

Kitaplar ve sıkıntı annemi öldürdü.

But murdering people leaves a lot of fuss and bother behind.

Ama insanları öldürmek arkada çok fazla yaygara ve sıkıntı bırakır.

Don't bother. Correct.

Sıkıntı yok doğru

bother uğraşmak

Because he's never bothered to catch him.

Çünkü onu yakalamak için hiç uğraşmadı.

But why bother them when we're dealing with a little fly like Shigezo?

Ama niye onları rahatsız edelim Shigezo gibi küçük bir sinekle uğraşmak için?

bother sinir etmek

This is really bothering you, isn't it?

Bu seni gerçekten sinir ediyor, değil mi?

bother takmak

But that didn't bother Matias.

Ama Matias bunu hiç takmıyordu.