English-Turkish translations for bottom:

alta, alt, alttaki · dipteki, dip · popo · aşağı · son · taban · kalça · yukarı · derin · kıç · göt · other translations

bottom alta, alt, alttaki

Well, there's a hole on the top and no hole on the bottom.

Pekala, üstünde bir delik var ve altında bir delik yok.

Bottom of the pile first victim, top of the pile last.

En altta ilk kurban, en üstte de son kurban.

Let's say this is her bottom half.

Diyelim ki, bu onun alt kısmı.

Click to see more example sentences
bottom dipteki, dip

Another Stargate was recovered from the bottom of the ocean two years ago.

Başka bir Yıldız Geçidi iki yıl önce okyanusun dibinde bulundu.

We both hit rock bottom.

İkimiz de dibe vurdu.

okay, she's hit bottom.

Tamam, o dibe vurdu.

Click to see more example sentences
bottom popo

A little bottom.

Küçük bir popo.

No, you silly bottom.

Hayır, seni sersem popo.

Hey, sweet bottom!

Hey, tatlı popo!

Click to see more example sentences
bottom aşağı

Head down, bottom up.

Baş aşağı, aşağı yukarı.

Up, Down, Strange, Charmed, Bottom and Top.

Yukarı, Aşağı, Tuhaf, Büyülü, Alt ve Üst.

Bottom man down!

Arkadaki adam aşağı.

Click to see more example sentences
bottom son

Bottom of the pile first victim, top of the pile last.

En altta ilk kurban, en üstte de son kurban.

But bottom line, Nikki, I'm a photographer.

Ve son tahlilde Nikki, ben bir fotoğrafçıyım.

End house, bottom window, sir.

Son ev, alt pencere, efendim.

Click to see more example sentences
bottom taban

Oh, really Big Chief Brown Bottom?.

Gerçekten mi, Büyük Şef Esmer Taban?

He's a classic bottom.

Tam bir klasik taban.

In the bottom scraper really.

Gerçekten de taban kazıyıcı.

Click to see more example sentences
bottom kalça

What, the ice cream or Mel Gibson's bottom?

Ne? Dondurma mı, Mel Gibson'ın kalçası mı?

What, the ice cream or Mel Gibson's bottom?

Ne, dondurma mı, yoksa Mel Gibson'ın kalçası mı?

Mel Gibson's bottom.

Mel Gibson'ın kalçası.

Click to see more example sentences
bottom yukarı

Head down, bottom up.

Baş aşağı, aşağı yukarı.

Up, Down, Strange, Charmed, Bottom and Top.

Yukarı, Aşağı, Tuhaf, Büyülü, Alt ve Üst.

Bottom's up, bears!

Götler yukarı ayılar.

bottom derin

She said, "Aisle seven, bottom shelf.

Dedi ki, "Koridor yedi alt raf.

That means a top-to-bottom sweep.

Demek ki baştan aşağı arayacağız.

You said, "Tiny butter-bottom.

Sen, "Küçük kaypak" dedin.

bottom kıç

I am so hungry I could eat a skunk's bottom.

O kadar açım ki bir kokarcanın kıçını yiyebilirim.

Right? I am so hungry I could eat a skunk's bottom.

O kadar açım ki bir kokarcanın kıçını bile yiyebilirim.

bottom göt

Bottom's up, bears!

Götler yukarı ayılar.