English-Turkish translations for bounce:

zıplamak · zıplama · sıçramak · other translations

bounce zıplamak

Follow the bouncing ball.

Zıplayan topu takip et.

So, it's a bouncing baby boy.

Demek zıplayan bir erkek bebek?

Corey, let's bounce.

Corey zıpla, hadi.

Click to see more example sentences
bounce zıplama

Over several hundred thousand years, Sometimes even a million, the photon keeps bouncing Through the dense radiation zone.

Bir kaç yüz bin yıldan fazla hatta bazen bir milyon yıl boyunca, foton yoğun radyasyon bölgesinde zıplamaya devam eder.

One more bounce.

Bir zıplama daha.

Midnight bounce party.

Geceyarısı zıplama partisi!

Click to see more example sentences
bounce sıçramak

It's a premium network bounced between Germany, Denmark, Indonesia, Panama, and the U.S., and his firewall is hard-core.

Bu Almanya Danimarka, Endonezya, Panama ve ABD arasında sıçrayan bir prim şebekesi ve güvenlik duvarı çok güçlü.

What, for bouncing a ball?

Bir topa sıçramak için mi?

Michelle, let's bounce.

Michelle, hadi sıçra.