boy"to"

I just want you to be happy, and if that boy makes you happy, then that's all that matters to me.

Ben sadece senin mutlu olmanı istiyorum. Ve eğer o oğlan seni mutlu ediyorsa, benim için önemli olan tek şey bu.

And you looked so open and innocent and happy. And I thought to myself you were the boy for me.

O kadar açık, masum ve mutlu görünüyordun ki kendi kendime bana göre bir çocuk olduğunu düşündüm.

We're friends now, and you want to leave me and him, the boy?

Artık arkadaşız ve sen, beni ve o çocuğu terk etmek mi istiyorsun?

Said to tell you you're a very bad boy.

Senin çok kötü bir çocuk olduğunu söyledi.

This little boy wants to see you!

Bu küçük oğlan seni görmek istiyor.

He used to tell me all the time, Barbara, Jimmy he's such a nice boy. He wouldn't hurt a fly.

Bana her zaman "Barbara Jimmy o kadar iyi bir çocuk ki, bir sineği bile incitemez." derdi.

Listen to me, boy, and you listen good.

Beni dinle çocuk, hem de iyi dinle.

You're a little boy, and you like to be bad.

Sen küçük bir çocuksun ve kötü olmak istiyorsun.

Now listen to me, boy.

Şimdi beni dinle, çocuk.

You're always going to be a little boy, ain't you?

Hep küçük bir oğlan çocuğu olacaksın, değil mi?