English-Turkish translations for boy:

çocuk · oğul · evladı, evlat · oğlan · erkek · genç · erkek çocuk · adamlar · delikanlı · bey · other translations

boy çocuk

Honey do you know why that little boy did those things and said those things?

Tatlım biliyor musun o küçük çocuk neden öyle şeyler yaptı ve o lafları söyledi?

This man killed a little boy

Bu adam, küçük bir çocuğu öldürdü

Have you seen a little boy?

Küçük bir oğlan çocuğu gördün mü?

Click to see more example sentences
boy oğul

We have a little boy and a little girl.

Küçük bir oğlum ve küçük bir kızım var.

He's my special boy.

O benim özel oğlum.

What's wrong with you, boy?

Senin sorunun ne oğlum?

Click to see more example sentences
boy evladı, evlat

You know what your problem is, boy?

Senin sorunun ne biliyor musun evlat?

All right, come on, boy.

Tamam. Gel buraya evlat.

Yeah, that's what I'm talking about, boy.

Evet, ben de bundan bahsediyorum, evlat.

Click to see more example sentences
boy oğlan

He wants a big family, but I think just a boy and a girl would be nice.

O büyük bir aile istiyor ama bence bir oğlan ve bir kız güzel olur.

Look at him, a boy, all he wanted was something.

Şuna bak, bir oğlan, tek bir şey istemişti. Ne?

He's a big boy, ain't he?

Büyük bir oğlan, değil mi?

Click to see more example sentences
boy erkek

A little boy and a little girl?

Küçük bir erkek ve kız çocuğu?

Then, is it a boy?

O zaman o bir erkek?

Honey be a good girl or boy, whatever.

İyi bir kız ol. Ya da erkek. Her neyse.

Click to see more example sentences
boy genç

Have you seen a young girl and boy here?

Burada genç bir kız ve çocuk gördünüz mü?

A boy, a kid was killed tonight!

Bu gece bir genç, bir çocuk öldü!

Oh, but, boy, you're only a child

Ama genç, sen sadece bir çocuksun.

Click to see more example sentences
boy erkek çocuk

A little boy and a little girl?

Küçük bir erkek ve kız çocuğu?

Two children, a boy and a girl

İki çocuk, bir erkek ve bir kız.

He's a beautiful baby boy.

Güzel bir erkek çocuğu.

Click to see more example sentences
boy adamlar

But you shot a sick man aboard a school bus last year, and a little boy was

Ama geçen sene bir okul otobüsünde hasta bir adamı vurdun ve küçük bir çocuk

He's still your boy?

Hala senin adamın mı?

Spotted a lonely boy trying to save an innocent man.

Flaş Yalnız çocuk masum bir adamı kurtarmaya çalışıyor.

Click to see more example sentences
boy delikanlı

And after all, is a little experience such a bad thing for a boy?

Ve ayrıca küçük bir tecrübe, bir delikanlı için kötü bir şey midir?

Take your last look, boy.

Son bir kez bak, delikanlı.

Oh, look, a lost boy from Lost Weekend.

Kayıp bir hafta sonundan kayıp bir delikanlı.

Click to see more example sentences
boy bey

Gentlemen, allow me to introduce you to the boy's real mother, Mrs Janet Hutchins.

Beyler, size çocuğun gerçek annesi Bayan Janet Hutchins'i tanıtmama izin verin.

Officer, this boy's still aboard.

Memur bey, bu çocuk hâlâ gemide.

Yeah, Tommy boy?

Evet Tommy bey?

Click to see more example sentences