brand new

And I don't know if you have plans tonight, but I've got a brand-new dress and nowhere to go.

Bu gece için bir planın var bilmiyorum ama yepyeni bir elbisem var ve gidecek bir yerim yok.

I mean, to us, it's just one room, but to her, every day it's a brand-new place.

Yani, bizim için sadece bir oda olabilir ama onun için her gün yeni bir yer sayılır.

I bought a brand-new suit, I bought new shiny red boots,

Yeni bir takım elbise aldım. Yeni parlak kırmızı botlar aldım.

I got a brand new business selling suicide insurance, and it's going great.

İntihar sigortası sattığım yeni bir işim var ve harika gidiyor.

It's a whole new day, Marty, and a brand new Jimmy.

Bu yeni bir gün Marty, ve yepyeni bir Jimmy.

We're gonna buy ourselves an alligator farm, and a new car, a brand new car, and go on vacation, right?

Kendimize bir timsah çiftliği alacağız, ve yeni bir araba, yepyeni bir araba alıp, tatile çıkacağı değil mi?

I am feeling better and coming home to sing you a brand-new song.

Daha iyiyim ve sana yeni bir şarkı söylemek için eve geliyorum.

A brand-new woman, ladies and gentlemen.

Yepyeni bir kadın, bayanlar ve baylar.

'Cause it's brand-new, which means he knew it was the murder weapon.

Çünkü yeni bu da demek oluyor ki onun cinayet silahı olduğunu biliyordu.

A fresh start on a brand new world!

Yeni bir dünya da taze bir başlangıç!