English-Turkish translations for brave:

cesur, cesurlar · cesaretli, cesaret · yakışıklı · yürekli · yiğit · brave · kahraman · görkemli · other translations

brave cesur, cesurlar

And I think that she's a brave, strong, amazing woman who loves you very much.

Ve bence o cesur, güçlü, muhteşem bir kadın ve seni çok seviyor.

Because you're so brave.

Çünkü sen çok cesursun.

Brave new world.

Cesur yeni dünya.

Click to see more example sentences
brave cesaretli, cesaret

She's honest and really brave.

Dürüst ve gerçekten cesaretli.

You're so confident and so brave, and I'm so afraid.

Kendine güvenin ve cesaretin o kadar çok ki ve ben korkuyorum.

But she's brave.

Ama o cesaretli.

Click to see more example sentences
brave yakışıklı

Because you're my brave, handsome hero.

Çünkü sen benim cesur, yakışıklı kahramanımsın.

Come on handsome, are you brave enough?

Hadi bakalım yakışıklı, o kadar cesur musun?

Brave, strong, romantic and handsome.

Cesur, güçlü, romantik ve yakışıklı.

Click to see more example sentences
brave yürekli

You are a very brave girl.

Sen çok yürekli bir kızsın.

A man must be brave.

Bir erkek yürekli olmalı.

Brave and smart.

Yürekli ve akıllıca.

Click to see more example sentences
brave yiğit

He's a brave.

O bir yiğit.

All kinds of heroes and brave men

Her tür adam, yiğit ve cesur savaşçı!

First the brave Guan Yu

Önce, Yiğit Guan Yu.

Click to see more example sentences
brave brave

like in Huxley's "Brave New World" I'm sure that woman would be like Marion.

Huxley'in "Brave New World"ündeki gibi eminim o kadın Marion gibi olurdu.

But the brooklyn dodgers still defeat the boston braves

Ama Brooklyn Dodgers Boston Braves'i yine de yendi

Mary B, B for Brave.

Mary B, B' Brave için.

Click to see more example sentences
brave kahraman

He's a brave man. A good man.

O gerçek bir kahraman, iyi bir adam.

My late partner, the brave officer George Scotman, died as an unsung hero.

Eski ortağım, cesur Memur George Scotman tanınmamış bir kahraman olarak ölmüştür.

Those brave heroes rescued me.

Yürekli kahramanlar beni kurtardı.

brave görkemli

Oh, my strange, brave, pompous little boy, we're going north.

Benim garip, cesur, görkemli küçük oğlum, biz Kuzeye gidiyoruz.

For a brave and splendid melon.

Cesur ve görkemli kavunun için.