English-Turkish translations for breakdown:

bozukluk · çöküş · çöküntü · öldürmek · arıza · other translations

breakdown bozukluk

A mental hospital for depression and breakdown.

Bir akıl hastanesi, depresyon ve sinir bozukluğu için.

No. I told you, she had a nervous breakdown.

Hayır sana söyledim, onda sinir bozukluğu vardı.

It was a severe nervous breakdown.

Ciddi bir sinir bozukluğu vardı.

Click to see more example sentences
breakdown çöküş

Then his mother died, and he had a complete breakdown.

Daha sonra annesi öldü, ve o tamamen bir çöküş yaşadı.

The man had a serious breakdown recently.

Adam son zamanlarda ciddi bir çöküş yaşadı.

I guess I faked this stupid breakdown for nothing.

Sanırım bu aptal çöküşü bir hiç için yaptım.

Click to see more example sentences
breakdown çöküntü

Mom had a nervous breakdown a few years later.

Bir kaç yıl sonra annem gergin bir çöküntü geçirdi.

No, it's not an emotional breakdown.

Hayır, bu duygusal çöküntü değil.

And she had a major breakdown.

Ve kız büyük bir çöküntü geçirmiş.

Click to see more example sentences
breakdown öldürmek

Then his mother died, and he had a complete breakdown.

Daha sonra annesi öldü, ve o tamamen bir çöküş yaşadı.

Sophie Layton dies in a tragic accident. Grieving daughter suffers breakdown.

Sophie Layton trajik bir kazada ölünce acılı kızı sinir krizi geçirdi.

Brokers and economists will die from severe nervous breakdowns.

Komisyoncular ve ekonomistler şiddetli sinir krizlerinden ölecekler.

breakdown arıza

Now, maybe you're having some kind of a breakdown.

Şimdi, belki sen bir arıza çeşit yaşıyorsanız.

Okay, this isn't a breakdown.

Tamam, bu bir arıza değildir.

A student was having a breakdown about Robert Frost.

Bir öğrenci Robert Frost hakkında arıza çıkardı.