English-Turkish translations for breath:

nefes · nefes alma · nefes almak · soluk · an · esinti · other translations

breath nefes

Just take a deep breath take a deep breath and tell me what happened.

Derin bir nefes al. Derin bir nefes al ve ne olduğunu anlat.

T," take a deep breath and relax.

T, derin bir nefes al ve rahatla.

Hey, take a breath.

Hey, bir nefes al.

Click to see more example sentences
breath nefes alma

Stay here and don't move, don't talk, and if possible, don't even breathe.

Burada kal ve kımıldama, konuşma, ve mümkünse, nefes bile alma.

please try to breathe.

Lütfen nefes almaya çalış.

He stopped breathing this time

O bu sefer nefes almayı kesti.

Click to see more example sentences
breath nefes almak

So one night, I took a deep breath, looked him in the eye, and said

Ve bir gece, derin bir nefes aldım gözlerine baktım, ve dedim ki

Breathing that's a different story.

Nefes almak? Bu farklı bir hikaye.

For me, it's like breathing.

Benim için nefes almak gibi.

Click to see more example sentences
breath soluk

Let's have a deep breath, please, Rory.

Şimdi lütfen derin bir soluk al, Rory.

Breathe deeply, ladies and gentlemen

Derin derin soluk alın, bayanlar baylar

He's unconscious, but he's still breathing.

Bilinçsiz durumda ama hala soluk alıyor.

Click to see more example sentences
breath an

It kinda looks like he's barely breathing at all now.

Şu an zar zor nefes alıyor gibi görünüyor.

Right now I can hardly breathe

Şu an zor nefes alıyorum

breath esinti

An explosion of light, and a breath of wind.

Bir ışık patlaması ve hafif bir esinti.