English-Turkish translations for breathe:

nefes almak · yaşamak · nefes alıp vermek · solumak · canlandırmak · var olmak · other translations

breathe nefes almak

So one night, I took a deep breath, looked him in the eye, and said

Ve bir gece, derin bir nefes aldım gözlerine baktım, ve dedim ki

Breathing that's a different story.

Nefes almak? Bu farklı bir hikaye.

For me, it's like breathing.

Benim için nefes almak gibi.

Click to see more example sentences
breathe yaşamak

A car is a living, breathing thing, all right?

Bir araba yaşayan, nefes alan bir şeydir, tamam mı?

It's a living, breathing thing.

Yaşayan, nefes alan bir şey.

I'd like to breathe deeply, and live for a long time.

Derin bir nefes almak ve uzun süre yaşamak istiyorum.

Click to see more example sentences
breathe nefes alıp vermek

Please, can you let him breathe?

Lütfen, nefes almasına izin verin?

Just deep breaths, in and out.

Sadece derin nefes alın, verin.

He's unresponsive, breathing is shallow and irregular.

Tepki vermiyor, nefes alması sığ ve düzensiz.

Click to see more example sentences
breathe solumak

The virus is everywhere and I've been breathing it.

Virüs her yerde ve ben de onu soluyorum.

It's like breathing to you.

Bu seni solumak gibi.

I breathed it, Tina.

Onu soludum ben, Tina.

Click to see more example sentences
breathe canlandırmak

Take a deep breath, my dear

Derin bir nefes al, canım.

Breathe, dear, look, you will be well soon.

Nefes al canım, bak, şimdi iyi olacaksın.

Portia, dear, take a deep breath.

Portia, canım. Derin bir nefes al.

Click to see more example sentences
breathe var olmak

Because there's blood on your breath, and I think I know what kind

Çünkü nefesinde kan var. Ve sanırım ne tür bir kan olduğunu biliyorum.