English-Turkish translations for breed:

cins · tür · soy · nesil · ırk · üretmek · doğurmak · other translations

breed cins

This must be a new breed.

Bu yeni bir cins olmalı.

Yes, a different breed, though.

Evet, ama farklı bir cins.

A different breed!

Farklı bir cins!

Click to see more example sentences
breed tür

Like a higher breed, like a more elegant breed of rap.

Daha üstün bir tür gibi, daha zarif bir rap türü gibi.

This kind of evolution is called "artificial selection"or" breeding.

Bu tür evrime, "yapay seçilim"veya" terbiye" deniyor.

In my world, the real world bad breeds more bad, Grace.

Benim dünyamda, gerçek dünyada, kötü türler daha kötüdür, Grace.

Click to see more example sentences
breed soy

Because I know Ashley Wilkes, and his honorable breed.

Çünkü Ashley Wilkes'ı ve onurlu soyunu tanıyorum.

Doctors and wives, they're the same breed.

Doktorlar ve eşler, hepsi aynı soydan.

You're from a good breed, huh?

Bir de iyi bir soydan geldin, ha?

Click to see more example sentences
breed nesil

Yeah, these kids out here, they're a new breed.

Evet, bu çocuklar işte bunlar yeni nesil.

I mean, it's a whole different breed.

Yani artık tamamen farklı bir nesil.

A much better breed.

Çok daha iyi bir nesil.

Click to see more example sentences
breed ırk

It's not an official breed.

Tam olarak bir ırk değil.

A pure breed.

Saf bir ırk.

They're a breed apart, Buffy.

Onlar bambaşka bir ırk, Buffy.

Click to see more example sentences
breed üretmek

We destroy one, the main vessel breeds three more.

Birini yok ediyoruz ana gemi üç tane daha üretiyor.

And the virus still breeds

Ve hala mikrop üretiyor.

Breed, Ghost Daddy, breed!

Üre, Hayalet Baba! Üre!

breed doğurmak

Death generates death as the vulture breeds the vulture.

Ölüm ölümü getirir akbabadan akbaba doğduğu gibi.