English-Turkish translations for breeze:

esinti · meltem · rüzgar · hava · hafif rüzgâr · hafiften esmek · esmek · other translations

breeze esinti

And then gentle as a feather falling past your cheek there's a breeze.

Ve sonra ve bir tüy kadar nazik şekilde yanağına düştüğünü bir esinti var.

There's such a nice breeze here.

Burada hoş bir esinti var.

Was that little breeze for our boy here?

Bu küçük bir esinti miydi oğlumuz için?

Click to see more example sentences
breeze meltem

There was a warm, summer breeze.

Sıcak bir yaz meltemi vardı.

Everything nice comes with you, Clara hot broth, cool breeze from the river.

Seninle her şey güzel geliyor, Clara. Sıcak çorba, nehirden gelen soğuk meltem.

Sunny, a slight breeze, chilly in the morning.

Güneşli, narin bir meltem, serin bir sabah.

Click to see more example sentences
breeze rüzgar

It's a light breeze, and it loves me.

Hafif bir rüzgar, beni seven bir rüzgar.

The only things that move here is me and Breeze.

Burada hareket eden tek şey, ben ve Rüzgar.

Maybe there's a strong breeze.

Belki sert bir rüzgar esmiştir.

Click to see more example sentences
breeze hava

And this is Operation Morning Breeze?

Bu "Sabah Havası Operasyonu" mu?

Morning Breeze means so much to me.

Sabah Havası benim için çok önemli.

Operation Morning Breeze!

Sabah Havası Operasyonu!

Click to see more example sentences
breeze hafif rüzgâr

It's a light breeze, and it loves me.

Hafif bir rüzgar, beni seven bir rüzgar.

This is a breeze, Ann.

Hafif bir rüzgâr bu Ann.

A-a light breeze could take me there.

Hafif bir rüzgar beni oraya götürebilir.

Click to see more example sentences
breeze hafiften esmek

But at night, there's a breeze.

Ama geceleri, hafif bir meltem eser.

breeze esmek

But at night, there's a breeze.

Ama geceleri, hafif bir meltem eser.