English-Turkish translations for brilliant:

zeki · harika · parlak · çok zeki · mükemmel · muhteşem · çok parlak · harikulade · dahiyane · görkemli · âlâ · pırlanta · other translations

brilliant zeki

But this brilliant woman, Sarah Jane Smith, she found me. And she made me good.

Ama o zeki kadın, Sarah Jane Smith, o beni buldu ve iyi biri yaptı.

You're a brilliant young man.

Çok zeki bir genç adamsın.

I'm not rich or brilliant.

Ben zengin ya da zeki değilim.

Click to see more example sentences
brilliant harika

He's a great man, John, a brilliant man.

O harika bir adam, John, zeki bir adam.

You're a brilliant woman, comrade and a friend.

Harika bir kadınsın yoldaş ve bir arkadaş.

It's brilliant, don't you think?

Sence de harika değil mi?

Click to see more example sentences
brilliant parlak

You're a brilliant soldier, and I could still use someone like you.

Sen parlak bir askersin, ve hala senin gibi birini kullanabilirim.

She had a brilliant future and

Parlak bir geleceği vardı ve

A brilliant young lawyer.

Genç, parlak bir avukat.

Click to see more example sentences
brilliant çok zeki

He's a very brilliant man and he's taught me a lot.

Çok zeki bir adam ve bana çok şeyler öğretti.

You are a brilliant scientist.

Sen çok zeki bir bilim adamısın.

You are a brilliant, brilliant writer.

Sen çok, çok zeki bir yazarsın.

Click to see more example sentences
brilliant mükemmel

Commander, you're an excellent naval officer and a brilliant scientist, but you're a very poor liar.

Binbaşı, mükemmel bir deniz subayı ve harika bir bilim adamı ama çok kötü bir yalancısın.

He is a silly boy but a brilliant cook.

O aptal bir çocuk ama mükemmel bir aşçı.

They too must have seen this brilliant new star.

Onlar da bu "mükemmel yeni yıldızı" görmüş olmalılar.

Click to see more example sentences
brilliant muhteşem

Yeah, I'm a brilliant lawyer who's never gonna work again.

Evet, ben bir daha asla çalışamayacak muhteşem bir avukatım.

You're a brilliant artist.

Sen muhteşem bir sanatçısın.

He's a brilliant guy.

..o muhteşem bir herif.

Click to see more example sentences
brilliant çok parlak

She was a fantastic creature, and it's a brilliant idea to make a musical about her.

İnanılmaz bir yaratıktı ve onunla ilgili bir müzikal yapmak çok parlak bir fikir.

Or do you have any more brilliant ideas?

Veya daha çok parlak fikrin var mı?

He's a brilliant young man.

Çok parlak bir delikanlı.

Click to see more example sentences
brilliant harikulade

I said, "Man, I thought it was absolutely brilliant.

Ben de dedim ki, "Dostum, kesinlikle harikulade.

Darling, this man is brilliant.

Sevgilim, bu adam harikulade.

Oh, absolutely brilliant!

Oh, kesinlikle harikulade!

Click to see more example sentences
brilliant dahiyane

This is a brilliant thing!

Bu dahiyane bir şey!

All right. i'll admit that's actually kind of brilliant.

Pekâlâ. Kabul etmeliyim ki bu aslında dahiyane bir fikir.

Harry, this is absolutely brilliant!

Harry, bu dahiyane bir fikir!

Click to see more example sentences
brilliant görkemli

And according to me it is a brilliant strategy

Ve bana göre bu strateji gayet görkemli ve zekice.

Is this just another brilliant Gale Weathers performance?

Bu da başka bir görkemli Gale Weathers performansı mı?

A brilliant Christmas.

Görkemli bir Noel.

Click to see more example sentences
brilliant âlâ

All right. i'll admit that's actually kind of brilliant.

Pekâlâ. Kabul etmeliyim ki bu aslında dahiyane bir fikir.

Well, that would be brilliant.

Pekâlâ, bu muhteşem olur.

brilliant pırlanta

A yellow brilliant.

Bir sarı pırlanta.