English-Turkish translations for broke:

beş parasız · meteliksiz · züğürt · iflas etmiş · fakir · other translations

broke beş parasız

Just because we're broke, it's not fair.

Beş parasız olduğumuz için. Adil değil bu.

I'm still broke. And lonely.

Ama hâlâ beş parasız ve yalnızım.

We're flat broke, and you're concerned about girls.

Biz beş parasız ve sen kızlar için endişeleniyorsun.

Click to see more example sentences
broke meteliksiz

The charming, broke, good-looking guy and the plain, fat, rich girl.

Büyüleyici, meteliksiz, yakışıklı bir adam ve basit, şişman, zengin kız.

Later hungry and broke.

Daha sonra ve meteliksiz.

And lots of slip as red as wine broke somebody's

Ve bir sürü şarap gibi kırmızı külot meteliksiz birileri

Click to see more example sentences
broke züğürt

I guess it's called being broke, sweetheart.

Sanırım buna züğürt olmak deniyor, tatlım.

She's as broke as we are.

O da bizim gibi züğürt.

Broke his jaw and a bloody nose, but

Züğürt çenesi ve kanlı burun, ama

broke iflas etmiş

The Michael Scott Paper Company is broke.

Michael Scott Kağıt Şirketi iflas etmiş.

But, yes, they're broke.

Ama evet, iflas ettiler.

The baroness is broke, "D.

Barones iflas etti, "D".

broke fakir

Look, we're broke.

Bakın, biz fakiriz.

You're broke, she's very rich.

Siz fakir, o çok zengin.